Daha önceleri her gece yatmadan önce ağzıma zorla tıkıştırılan bu bitkiyi, daha iyi araştırdıktan ve kış sezonuna girdikten sonra severek tüketiyorum.
Öncelikle hiç tüketmeyenlere ilk kez tükettiklerin tadı oldukça tuhaf ve acı gelebilir. Ama kendisi o kadar faydalıki, faydalarının öğrendikten sonra tadını hissetmeyeceksiniz bile.
Anavatanı Güneydoğu Asya olan zencefil, Afrika ve tropik iklim görülen birçok bölgede yetiştirilebilmektedir.
Ortaçağda zencefilin canlılık sağladığına inanılırmış. Eski Yunanlılarda zencefilin sindirime yardımcı olması için ekmeğe sararak tüketirlermiş.
Çin'de M.Ö. bitkilerle ilgili yazılmış ilk eser olan Pen Tsao Çung'da zencefil nezleye, ateşe, tetenaso ve cüzzama karşı önerilmiştir. Eski Hindistan'da ise zencefile "Evrensel İlaç" adı verilmiştir. Özellikle mide bulantısına ve baş dönemesine karşı kullanımı yaygındır. Zencefil günümüzde hazımsızlık, nezle, grip ve eklem iltihaplanması tedavisinde kullanılır.
Temel maddeleri olan gingerol ve shogaol karın bölgesi kramplarını rahatlatır, ateş düşürür, ağrı dindirir ve öksürüğü bastırır. Diğer bir madde olan seskuiteron yaygın bir nezle türü olan rinovirüslere karşı etkilidir. Zingibain adlı madde ise iltihap kırıcı özellik gösterir.
Marketlerin sebze-meyve reyonlarında bu bitkiyi rahatlıklar bulabilirsiniz. Kök şeklindeki farklı görüntüsü ile zaten dikkatinizi çekecektir. Ayrıca zencefili toz şeklinde de bulmak mümkün. Ama ben her zaman tazesinden yanayım.
Dikkat
04 Kasım 2009 Çarşamba
Uzakdoğudan Evrensel İlaç: Zencefil
posted by
kelebek diyeti
zaman:
19:24
4
yorum
Etiketler: bağışıklık sistemi, bunları biliyor musunuz?, Genel bilGiler, grip, zencefil
25 Ekim 2009 Pazar
Ekinezya: Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirin
Yunanca kirpi sözcüğünden türemiştir. Büyücü Şamanları ayinlerde ellerini kaynar sulara daldırmadan önce bu bitkiyle yıkarlarmış. Amerika yerlileri yılan ve böcek sokması, diş ağrısı, yanıklar, büyümüş bezeler, nezle, baş ağrısı ve boğaz enfeksiyonları tedavisinde kullanırlarmış. 19. yüzyıl boyunca bu bitkiden antiseptik ve kan temizleyici olarak yararlanılmış.
Virüslere karşı etkisi ve yara iyileştirmedeki gücü kanıtlanmıştır. Belirsiz bir bağışıklık sistemi uyaranı olduğu düşünülmektedir. Maya enfeksiyonları, herpes uçukları ve iltihaplı hastalıklar dahil çok sayıda hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. İlaç sanayisinde kullanılmaktadır.
Piyasada daha çok poşet çay formunda bulunmasının yanı sıra bazı firmalar tarafından tablet formları da çıkarılmıştır.
kaynak: ng şifalı bitkiler eki
resim kaynak: corbis.com
posted by
kelebek diyeti
zaman:
14:15
4
yorum
Etiketler: bağışıklık sistemi, ekinezya, grip
24 Ekim 2009 Cumartesi
Dut ve Kuru Dut
Bu sene duta oldukça doydum. Hatta hala da tüketiyorum. Sadece 3 haftalık (mayıs sonu-haziran ortası) bir süresi olan bu güzel meyveyi artık kuru olarak da yiyiyorum. Kendisi çok güzel ama kurusuda bir o kadar tatlı (hatta daha da fazla).
Dut kurusunun yapılığını bilirdim ama geçen haftalara kadar görmemiştim. Ayrancı Organik Pazar'ından Ayhan Bey'in standından aldık. Ben tadına bayıldım size de tavsiye ederim.
Besin Öğeleri (100 gram taze dut için):
Enerji: 44,5 kal
Karbonhidrat: 8,1 g
Protein: 1,3 g
Lif: 1,5 g
Folik asit: 6 mcg
C Vit: 10 mg
Potasyum: 260 mg
Demir: 1,6 mg
100 gram dut kuru için (yaklaşık rakamlar):
Enerji: 220 kal
Karbonidrat: 50 g** Lif içeriği kuru dutun taze duta göre ~4 kat daha fazladır.
** Yine lif içeriği nedeni ile sindirimi düzenler ve barsakların düzgün çalışmasını sağlar. Yüksek miktarda tüketimlerinde ishale neden olabilir.
** Diüretik (idrar söktürücü) özelliği vardır.
** Potasyum oranın yüksekliği nedeni ile yüksek tansiyonda etkili olumlu bir rol oynayabilir.
** Yine potasyum içeriğinin fazlalığı nedeni ile böbrek hastlarına önerilmez.
** Şeker içeriğinin fazlalığından dolayı diyabetli (şeker hastalarına) bireylere önerilmez (özellikle kurusu)
** C vitamini ve folik asit içeriği ile iyi bir antioksidan kaynağı ve bağışıklık sistemi güçlendiricidir.
posted by
kelebek diyeti
zaman:
11:38
1 yorum
Etiketler: dut, meyveler, sağlıklı beslenme
Rezz İçin: Stevia yı Nerelerden Alabiliriz?
Sevgili rezz sormuş "stevia yı nerelerden bulabiliriz?" diye.
Bende bu soruya elime yeni ulaşan gerçek stevia yapraklarının resmi ile cevap vereyim dedim. Resimdekiler orjinal, organik ve kurutulmuş stevia yaprakları. Tadları ise oldukça tatlı. Ayhan Bey'e stevia için bir kez daha teşekkür ederim.
Gelelim cevaba, bu şekilde değil ama bildiğimiz toz şeker formunda bulmak mümkün. GNC lerde, aktarlarda ve eczanelerde satılmakta. Hem kaşık formu (toz şekilde) hem de küçük tablet formu (sakkarin gibi) mevcut. Normal şekerden daha tatlı olduğu içinde daha az miktarda kullanmanız yetiyor. Bu sebeplede çok büyük ambalajlarda satılmıyor.
posted by
kelebek diyeti
zaman:
11:19
1 yorum
Etiketler: sağlıklı beslenme, stevia, tatlandırıcılar
19 Ekim 2009 Pazartesi
Gripten Korunmak İçin Beslenmeye Dikkat
Besinlerin enfeksiyon hastalıklarındaki önemi yadsınamaz boyuttadır. Kimi aşı olarak bağışıklık sistemini güçlendirir kimi ise beslenmesine dikkat eder. Çok güzel bir ülkede yaşıyoruz. Mevsimine göre bir sürü mevye ve sebze elimizin altında. Bence öncelikli olarak besinlerin gücünü kullanmalıyız. Aşı tabiki bu tarz mevsimsel enfeksiyon hastalıklarında gerekli. Ama beslenmemize de dikkat edersek bu tarz enfeksiyon hastalıklarını en hafif şekilde atlatabiliriz.
Tabiki enfeksiyon hastalıklarında en önemli besin öğeleri vitamin ve minerallerdir. Çeşitli vitamin ve mineraller vücudumuzun bağışıklık sisteminde görevli olan asker hücreleri (lenfositler, monositler, Ig ler gibi) uyararak daha güçlü çalışmalarını sağlamaktadırlar. Fakat bunun için de oldukça bilinçli beslenmek gerekmektedir. Bazen bazıları tam tersi etkiyi de gösterebilir.
Bakalım hangileri neler yapıyor...
A vitamini: Aslında hepimiz A vitaminin havuçta en çok bulunduğunu ve gözlere çok iyi geldiğini biliyoruz. Bildiklerimize bir yenisini daha ekleyelim. A vitamini bağışıklık sistemi yanıtını arttırarak, lenfositlerin enfeksiyon odaklarına cevaplarını hızlandırır. Ayrıca yetersizliğinde de bağışıklık sistemi yanıtı azalır. Özellikle beta karoten formu (besine turuncu rengi verir) daha güçlüdür.
Kaynakları: Karaciğer, ıspanak, yumurta, havuç, kayısı, yeşi biber yüksek oranda a vitamini içerir.
E vitamini: E vitamini oldukça güçlü bir antioksidandır. Vücutta oluşan serbest radikalleri etkisiz hale getirerek hem kanser hem de enfeksiyon hastalıklarının oluşmasını engeller. Bağışıklık sistemini güçlendirerek tekrar hastalıklara yakalanma oranını da azaltır.
Kaynakları: Soya yağı, bitkisel yağlar, fındık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, çekirdeklerde bulunur.C vitamini: C vitamininin bağışıklık sistemine iyi geldiğini bilmeyen yoktur. C vitamini direk olarak bu asker hücreleri etkileyerek bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Özellikle Ig leri arttırır ve makrofajların virüs/bakteriyi yok edici özelliğini direk olarak etkiler. Özellikle virüslerin etkilerini engeller.
Kaynakları: Kuşburnu, maydanoz, yeşil sivri biber, çilek, karalahana, karnabahar, portakal, kızılcık, limon gibi meyve ve sebzelerde yüksek oranda bulunur.
Folik asit: Özellikle bazı yardımcı enzimler kanalı ile asker hücrelerin yapımında önemli yeri vardır.
Kaynakları: Et, sakatatlar, yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurubaklagiller, pirinç, bulgur, patates, havuç ve kuru meyvelerde yüksek oranda bulunur.
Selenyum: Selenmyum doğal öldürcü hücre aktivitesini arttırır ve E vitamini ile birlikte daha güçlü işlev görür.
Kaynakları: Etlerde, deniz ürünlerinde ve sakatatlarda yüksek oranda bulunur.
Çinko: Asker hücrelerden birinin yapısında bulunan önemli bir enzimin içeriğinde bulunur ve yetersizliğinde 200 den fazla enzim etkilenir. Yetersizliğinde enfeksiyon oranında büyük bir artış meydana gelir.
Kaynaklar: Et ve ürünleri, karaciğer, kurubaklagiller, mantar, bulgur, peynir, ceviz, badem, buğday.
Minerallerin birbirleri içerisindeki etkileşimden dolayı da bazı minerallerin fazla alımı bağışıklık sisteminde güçlendirici yerine düşürücü etki yapabilir. Kalsiyumun fazla alımı (günlük alınması gereken mikatarların üzerinde) hem magnezyum hem de çinkoyu etkileyerek bu minerallerin olumlu etkilerini azaltabilir.
posted by
kelebek diyeti
zaman:
23:02
2
yorum
Etiketler: bağışıklık sistemi, enfeksiyonda beslenme, grip
12 Ekim 2009 Pazartesi
Günün Etiketi: Tadelle Çikolata
Günün etiketinde çocukluğumun çikolatası ve uzun bir aradan sonra tekrar raflarda yerini alan "Tadelle Fındık Dolgulu Sütlü Çikolata" var.
İçindekiler: Şeker, fındık (%22), kakao yağı, kakao kitlesi, süttozu, peynir altı suyu tozu, emülgatör (soya lesitini), doğal aroma (vanilya).
** En az %30 kakao kuru maddesi içerir.
** Trans yağ içermemektedir. ** Genetiği değiştirilmemiş lesitin kullanılmıştır.
Bu etikette en çok dikkatimi çeken ve hoşuma giden yukarıda renklendirdiğim maddeler oldu. Özellikle çocukların çokça tükettiği bu gıda maddesinde bu tarz uyarıların bulunması gerekli. Hatta biraz abartayım, bu tarz çikolatalarda organik fındık ve kakao çekirdeği de kullanılabilir.
Besin Öğeleri (1pakette= 32 gram):
Enerji: 156 kal
Karbonhidrat: 16 g
Protein: 3 g
Yağ: 10 g
Doymuş yağ asitleri: 1,08 g
Ayrıca üzerinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı izni ve Gıda Kodeksine uygulunduğuna dair ibarelerde yer almakta. Son kullanma tarihi, adres, telefon numarası ve tüketici hattı da güvenilirliği arttırmaktadır.
Çikolatalarda genellikle bulunan "domuz yağı ve katkıları yoktur" ibaresi ve saklama koşulları da etikete eklenmiş.
** Özellikle kalorisinin ara öğün tüketimine uygun oluşu ve doymamış yağ asitlerinin çokluğu nedeni ile miktarını sınırlandırarak tüketebilirsiniz.
resim: kaynak
posted by
kelebek diyeti
zaman:
18:26
9
yorum
Etiketler: günün etiketi, medya
02 Ekim 2009 Cuma
İlginç Bir Soru
Düşün aynen sigaraların üzerinde " sigara öldürür" " sigara sağlığa zararlıdır"yazdığı gibi aburcuburların üstlerinde de "bu aburcubur şişmanlatır. şişmanlık bir çok kronik hastalığa ve ölüme neden olur" veya " bu aburcuburu 2 bölüp yiyinki daha az kalori alasınız" gibi yazılar yazsa ne olur acaba?
Şimdi buda nerden çıktı diyeceksiniz. Amerika'da büyük bir firma obezitenin önüne geçmek için porsiyonları azaltma kampanyası başlatmış ve bende bunu farklı bir yayından okudum.
Obezite hızla yayılmakta. Malesef bunun farkına varamıyoruz!
