DİKKAT

DİKKAT

26 Aralık 2008 Cuma

Takvim Gazetesi Yazı: Folik Asit ve B12 vitamini

26 Aralık 2008 Cuma
http://www.takvim.com.tr/pap119.html adlı linkte folik asit ve http://www.takvim.com.tr/2008/12/25/pap130.html linkte B12 vitamini ile ilgili yazım dünkü takvim gazetesinde yayınlanmıştır.

0 yorum

23 Aralık 2008 Salı

Selülit Probleminiz Var mı?: Anket Değerlendirmesi

23 Aralık 2008 Salı
Kısa bir süre önce blogda yer alan bir anket sorusu olan "Selülit Probleminiz Var mı?" sonuçları gayet açık ve net.

Toplamda 35 kişinin katıldığı bu ankette cevaplar şöyle sıralanmakta.

Evet. Çok can sıkıcı: 21 kişinin katılımı ile %60
Evet. Aama göze çok batmıyor: 11 kişinin katılımı ile %32
Hayır. Ama olmasından endişeliyim: 3 kişinin katılımı ile %8

Burdan da gördüğümüz üzere selülit kadınların büyük bir kısmının muzdarip olduğu bir konu. Selülitte egzersizin olduğu kadar beslenmenin de önemi oldukça büyük. Peki selülite karşı nasıl beslenmeliyiz? Neleri uygularsak bu problemi alt edebiliriz önümüzdeki saatlerde öğreneceğiz :D

1 yorum

22 Aralık 2008 Pazartesi

Takvim Gazetesi Yazı

22 Aralık 2008 Pazartesi
Bugünkü Takvim Gazetesinde "Demir Eksiliği Anemisi" ile ilgili yazım yayınlamıştır.
İlgilenenler için : http://www.takvim.com.tr/pap117.html

0 yorum

18 Aralık 2008 Perşembe

Metabolik Sendrom Belirteçleri: Yoksa Siz Hala?

18 Aralık 2008 Perşembe

Eğer sizde aşağıdaki belirteçlerden üç veya daha fazlasına sahipseniz metabolik sendrom kapınızı çalmış hatta içeri girmiş demektir.

Abdominal obezite: Bel çevresi erkeklerde 102 cm’den büyük, kadınlarda 88 cm’den büyük.

Hipertrigliseridemi: Kan trigliseride düzeyi 150 mg/dl ve üsttü.

Düşük HDL düzeyi: Erkeklerde 40 mg/dl altında kadınlarda ise 50 mg/dl altında.

Yüksek kan glikozu (şekeri): 100 mg/dl ve üzeri.

Yüksek kan basıncı: Büyük (sistolik) 130 mm Hg ve üzeri, küçük (diastolik) 85 mm Hg ve üzeri.


0 yorum

Metabolik SENDROM: Akdeniz Diyeti


10 Aralık 2008 de çıkan bir çalışma sonucuna göre Akdeniz diyeti ile beraber tüketilen fındığın metabolik sendrom artışını azalttığı bulunmuş. Peki nasıl?

Metabolik sendrom dünyada hızla yayılmaya başlayan temel bir halk sağlığı sorunudur. Genellikle haberlerde duyarız veya okuruz “Obezite Dünyada Salgın Haline Geldi!” gibi. Aslında obezite ile beraber yaygın hale gelen obezitenin de içersinde bulunduğu ve diğer hastalıklara da zemin hazırladığı metabolik sendromdur. Metabolik sendrom yüksek kan yağı (dislipidemi), karın bölgesi yağlanması ile meydana gelen obezite, yüksek kan şekeri (hiperglisemi) ve yüksek tansiyon ile karakterize edilmektedir. Bunlar ile beraber kardiyovasküler hastalıklara yakalanma risk faktörü de artmaktadır. Yapılan bir çok epidomiyolojik araştırmada Akdeniz Diyeti’nin (yüksek oranda tekli doymamış yağ asidi içeren diyet) metabolik sendromun gelişme riskini azalttığı belirtilmektedir.

Dr. Salas-Salvado J.ve arkadaşlarının 1 yıl boyunca (2003-2004) 55-80 yaşları arasında metabolik sendrom riski altında bulunan 1224 birey üzerinde Akdeniz diyetinin ve zeytinyağının, Akdeniz diyeti ve günde 30 gram fındığın ve sadece düşük yağlı diyetin etkilerini araştırmıştır.

Çalışma sonucunda, 1 yıl sonunda metabolik sendrom görülme sıklıklarının Akdeniz diyeti ve fındık tüketenlerde %13,7 oranında, Akdeniz diyeti ve zeytinyağı tüketenlerde %6,7 oranında ve düşük yağlı diyet tüketenlerde %2,0 oranında azaldığı belirtilmiştir. Ayrıca, Akdeniz diyeti ve fındık tüketenlerde yüksek bel çevresi, yüksek trigliserit ve yüksek tansiyon görülme sıklıklarının azaldığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak Akdeniz diyeti kadar fındık da etkili olmuştur. Unutmadan fındık da tekli doymamış yağ asitlerini içerir bilginize…


3 yorum

6 Aralık 2008 Cumartesi

Kurban Bayramı: Bayram Uyarıları

6 Aralık 2008 Cumartesi
Kurban bayramında da Ramazan bayramında olduğu gibi şeker tüketimi artmaktadır, tek bir farkla et tüketimi de oldukça fazla olmaktadır. Et ve ürünleri iyi kalite protein içermelerinin yanı sıra içerisinde bulunan demir, çinko, fosfor gibi mineraller ile B12, B1 ve A gibi vitaminlerle de besin öğesi bakımından oldukça zengindir.

Kolesterol içeriği yüksek ve sindirimi zor olduğu için özellikle obezite, hipertansiyon, kalp-damar, mide ve sindirim sistemi ile şeker (diyabet) hastası olanların kurban bayramında beslenmelerine daha özen göstermeleri gerekmektedir.

Sabah kesilen kurban etinin bir kısmı öğlene veya akşama yemek olarak pişirilmektedir. Fakat unutulmamalıdır ki hayvan kesildikten hemen sonra ette ölüm katılığı dediğimiz rigor motris olayı olmaktadır. Etin en az 24-48 saat arasında dinlendirilmesi ve yumuşaması beklemelidir. Ama gelenekten olduğundan et kesilir kesilmez pişirilmekte ve sert olan et pişirilince daha da sert olmaktadır. Bu nedenle etin sindiriminde güçlük çekilmekte, midede problem yaratabilmektedir.

Etin pişiriliş şekli de oldukça önemlidir. Etlerin kızartılmaması veya kavrulmaması gerekir. Zaten mevcut yağı olan ete bir de yağ eklenerek bu işlem yapılır ise boşa kalori alımından başka bir durum olmaz. Etleri özellikle sulu ısıda haşlama şeklinde pişirmek veya sebzelerle birlikte pişirmek daha makul olur. Hem et fazla yağını pişerken salar hem de biraz da olsa yumuşar. Izgara ve fırında pişirme yöntemlerin de ise eti yakmadan pişirmeye dikkat etmeliyiz. Etin yanmış kısımlarında proteinlerde yandığı için herhangi bir besleyici özelliği olamamakla birlikte kanserojen maddeleri de içerebilmektedir.

Etin içeriğinde C ve E vitaminleri (güçlü antioksidan vitaminler) olmadığından mutlaka eti tüketirken C ve E vitamininden zengin olan sebze yemekleri, salataları tüketmeliyiz. Özellikle etteki demirin emilimini arttırmak için C vitaminine ihtiyaç duyulduğundan salata doğru tercih olabilmektedir.

Kurban bayramında bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta ise etin saklanması. Kısa dönemde saklayacak isek parça et şeklinde buzdolabında en fazla 2 gün, kıyma şeklinde ise 1 gün saklayabiliriz. Uzun dönemde ise eti saklarken mutlaka küçük parçalar şeklinde tek kullanımlık olarak derin dondurucuda saklamamız gerekir.

Genel olarak Kurban Bayramında dikkat etmemiz gerekenler;

1) Güne kahvaltı yaparak başlayalım.

2) Şekerlemelerden ve tatlılardan mümkün olduğunca uzak duralım veya çok az miktarda tüketmeye çalışalım.

3) Et tüketimimizi haşlanmış, ızgara veya fırında pişmiş yağsız etlerden yana kullanalım, kızartma ve kavurmadan uzak duralım.

4) Etler ile beraber mutlaka sebze yemeği veya salata tüketmeyi tercih edelim.

5) Bol bol su içelim.

6) Sakatatlardan uzak duralım.

0 yorum

1 Aralık 2008 Pazartesi

Diyette Yaşam Tarzının Önemi

1 Aralık 2008 Pazartesi
Kibrit kutuları havalarda uçuşuyor, tenis topları bir oraya bir buraya kaçıyor. "Neden acaba?" dememek elde değil. Eğer tam olarak uygulanamıyacaksa diyetin anlamı nerde kalıyor? Moda mı diyet yoksa gerçekten bir ihtiyaç mı?

Soruların yanıtları gayet açık! Diyet aslında sağlık için bir ihtiyaç. Fakat yaşam tarzına uygun olmayan diyetler uygulama zorluğu ve bununla beraber motivasyon bozukluğunu beraberinde getiriyor. Diyette önemli olan sizin yaşam tarzınıza uygun diyetlerdir. Diyetin kişiye özel durumu ayrıca bundan kaynaklanmaktadır.

Bir düşünün. Diyete başlamaya karar verdiniz ve tepeden inme gibi birden hayatınızda her şey değişmeye başlıyor özelliklede alıştığınız damak zevkiniz. Bir davete gidiyorsunuz ve ikram edilenleri yiyemiyorsunuz çünkü diyet listenizde yazmıyor. Ne acı! Tabiki bir süre sonra psikoloji bozulmaya ve vücut tepki vermeye başlıyor. Yasak her zaman çekicidir!

Ama bir diğer yandan, diyet yapıyorsunuz ama istediklerinizden yiyorsunuz (porsiyon kontrolü şartı ile :) ). Karşınızda bir sürü seçeneğiniz var ve size uygun, yaşadığınız ortama uygun ve uygulanabilirliği kolay.

Kısaca şöyle söyleyeyim diyetin size özel olanı makbuldür. Bu internette her yerde olan kalorilik diyetleri geçin. Yaşam tarzınıza (çalışma koşulları, yaşama koşulları, maddiyat, çevresel faktörler) ve damak zevkinize uygun hazırlanmış diyet önce motive eder, sonra kilo vermek isteyene verdirir, almak isteyene aldırır.

Hıms diyeceksiniz ya benim damak zevkim çok sağlıksız besinlerden yana ise. Her şey yavaş yavaş olur. Belirli bir alışma süreci vardır. Sağlıklı beslenme yavaş yavaş öğrenilir.

Unutmayın sağlıklı beslenme bir yaşam tarzı olduğu müddetçe başarı gösterirsiniz ve porsiyon kontrolü başarının en temel parçasıdır.

0 yorum

cocugumveben.com

http://www.cocugumveben.com/da güncel haber kısmında "Okul Öncesi Dönem Beslenmesi" adlı yazıma ulaşabilirsiniz.

0 yorum

UYARI

Bu blogun içeriği sadece bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup, herhangibir tıbbi teşhis ve tedavi özelliği taşımaz.

UYARI

Yazılarımın içeriğinin değiştilerek ya da değiştirilmeden izinsiz yayınlanamayacağını ya da alıntı yapılamayacağını ve bu uyarıyı dikkate almayanlar için hukuki işlemlerin yapılacağını önemle bildiririm.