DİKKAT

DİKKAT
emziklilik dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emziklilik dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2011 Pazar

Bebek Beslenmesinde Devam Mamaları

20 Şubat 2011 Pazar
Devam mamaları, ek besinlere geçişte yeterli ve dengeli bir şekilde enerji, protein ve diğer besin ögelerini alamayan bebeklerin beslenebileceği süt türevli besinlerdir. Demir, çinko, elzem aminoasitler, kalsiyum, fosfor ve beta karoten gibi önemli besin bileşenlerini içeren zenginleştirilmiş besinlerdir.

Devam mamaları süt ve bitkisel proteinleri içerir. Yapay aroma ve katkı maddeleri içermemesi sağlık açısından önemlidir.

Barsaklar sindirim organı olmasının yanı sıra vücudun en büyük bağışıklık sistemi organıdır. Bebeklikten itibaren yaşam kalitesinin arttırılmasında ve sağlığın devamında önemli görevleri vardır. Anne sütü barsağın olgunlaşmasında (sindirim enzimlerinin salınımının düzenlenmesi gibi) önemlidir. Çünkü anne sütünün içerdiği prebiyotikler barsağın yararlı bakterilerinin üretiminin artmasını sağlayarak barsak sağlığını korur.

Devam mamaları da prebiyotik içerikleri ile anne sütünün yetmediği durumlarda yardımcı olabilir.

Kaşık mamaları ise özellikle çalışan annelerin tercih ettikleri hazırlama zorluğuna karşın bebeklerin beslenmesinde kullanılan mamalardır. Kaşık mamaları satın alınırken organik besinlerden yapılmış olmasına dikkat edilmelidir.

1 yorum

9 Mart 2010 Salı

Yenidoğan Bebeğin Beslenmesinde Bilinmesi Gerekenler

9 Mart 2010 Salı

Yeni doğmuş bebeği kucağınıza verdiler... İlk bebeğiniz... Kucağınızda tutmaya bile korktuğunuz, sizin bebeğiniz...

İlk bebeğiniz olduğu için doğal olarak tecrübeni yok. Annelik içgüdülerine (daha doğrusu hormonlarına) ve aile büyüklerinin yönlendirmlerine güveniyorsunuz.

İşte bebeğinizin ilk beslenmesinde bilmeniz gerekenler...

İhtiyaç Duydukça Besleyin: Ortalama bir yenidoğanın ilk 2 ay beslenmesi günde 8 veya 12 kez ( 2-3 saatte bir) olarak gerçekleşmektedir. 3 ve daha sonraki aylarda bu sıklık azalacaktır. İlk anne sütü oldukça besleyici ve bebeğinizin sindirim sistemi tam olarak gelişmediği için içerisinde enzimleride bulundurur. Bu yüzden anne sütünün sindirimi hızlı olmakta ve bebek her beslenme zamanında daha çok süt tüketmektedir.
Mama ile beslendiğinde bu tam tersidir. Mamaların sindirimi süte göre daha yavaş olduğundan beslenme aralığı açılabilir.
Ama sakına bebek doysun, ağlamasın diye ilk 6 ay mama ile beslemeye kalkmayın derim. Anne sütü zaten doyurucudur.
Anne sütü bebeğin gelişimi için oldukça önemli... Hızlı sindirildiği içinde bebeğinizin gelişimine daha hızlı katkıda bulunur ve içeriği sizin bebeğinize özeldir.
Unutmayın ilk 6 ay sadece ANNE SÜTÜ!

Vitamin D ye dikkat:
Uzmanlar genelde yenidoğana kalsiyum ve fosfor (kemikler için gerekli) emilimini arttırmak için D vitamini takviyesi önerirler. Bu durumu doktorunuza mutlaka danışın. Anne sütü yeterli vitamin D'yi vermeyebilir. Vitamin D yetersizliği ile genelde kış ayında doğan bebeklerde karşılaşılır. Yetersizlik olursa, büyümede yavaşlama ve kemiklerde güçsüzlük gibi durumlar gelişebilir. Yaz ayın ve kış ayının uygun zamanlarında D vitamini için mutlaka bebeğinizi güneşe çıkarın.

Yemek çağrılarını takip edin:
Bebeğinizin açlık sinyallerini takip edin ve tanımlamaya çalışın. Kıpırdanmada artış, uzanma isteği, emme hareketleri, dudak hareketleri size
doğru sinyalleri verebilir. Mızırdanma ve ağlama daha geç sinyallerdir. Ne kadar erken anlarsanız bebeğiniz o kadar huzurlu olur.

Doyduğunu anlayın: Eğer emmeyi bırakıp kafasını meme ucunun tam tersi tarafına çevirdi ise anlayınki ya doymuş ya da ara vermek istemiştir. Bir kaç dakika kucağınızda bekletin ve memenizi vermeye çalışın sert bir şekilde tepki vererek almıyorsa zaten doymuştur. (İpucu: bir beslenme zamanı 10-15 dakika sürer.)

Bebeğinizin ve kendi içgüdüleriniza inanın:
Aileler genelde bebeklerinin yeterince yemediklerinden dolayı endişelenirler. Ama bebekler ne kadar ihtiyaçları varsa o kadarını zaten isterler. Ne kadar yediği, ne kadar sıklıkta yeme isteği duyduğu konusuna kafanızı takmayın. Beslendikten sonraki davranışlarına ( huzurlu bir uyku veya mızmızlanma) veya cilt rengi veya kilo alım durumu zaten size nasıl yediğini gösterecektir.

Az yeme sinyallerini bilin: Günde 6-8 seferden daha az altını ıslatıyor, dışkılama sıklığı az ve rengi koyu, bütün gün uykulu bir halde ve yemeye az ilgi gösteriyor ise yeterince yemiyor demektir. Bu tarz durumlarda mutlaka doktorunuzla ve diyetisyeninizle görüşün.

Her beslenme zamanın siz ve bebeğiniz arasındaki bağı güçlendirdiğini unutmayın: Anne ve bebeğin yeni doğan döneminde beraber tek vakit geçirdiği bölümdür beslenme zamanı. Anneden salgılanan oksitosin bağlılığı arttırır. Bebeğinizi göğsünüze yakın tutun, gözlerinin içine bakın ve onunla konuşun. Anne karnındayken sesinize alışkın bebeğinizi konuşarak anlayabilir ve rahatlatabilirsiniz.

0 yorum

16 Kasım 2009 Pazartesi

Sorular Sorular

16 Kasım 2009 Pazartesi
Sevgili Ece'den güzel bir soru:

"Blogunuzu bugün farkettim. zaman buldukça tamamını okuycam. emziren anne lerle ilgili sadece süt içmeyle olan yazıyı bulabildim. 3 aylık bebegi ve tabiki fazladanda 15 kilosu olan bir bir anne ve benim durumumdaki anneler içinde biraz daha bilgi verebilirmisiniz. çünkü nette sadece emzirme döneminde diyet yapmayın bol su için yeşillik yiyin diyor tam olark kaç kalori almak lazım hem zatıflatıp hem emziremezmiyiz bunlar yazmıyor. şimdiden teşkkürler sevgiyle kalın."

Öncelikle özellikle emzirme durumunuza kilo verme olayına girebilirsiniz. Emzirme sıklığınız fazla ise biraz daha sabretmenizi öneririm. Çünkü vücut yağı emzirme sırasında enerjiye çevirip kullanmak için hamile iken depolar. Ortama 750 ml süt için 500 kal enerji harcarsınız. Emzirme döneminde bol su ve sıvı tüketmek süt üretiminizin artması açısından yararlıdır.

Ara öğün yapmaya özen gösterin, bol sıvı beslenin, sadece çok tatlı besinleri tüketmeyin. Sık sık beslenmeniz ve öğünlerinizi saatli tüketmeniz kilo vermenize zaten yardımcı olacaktır. Hem bebeğinizi emzirdiğiniz için de daha rahat spor yapmadan kilo verebilirsiniz.

Kalori alımı kişiden kişiye göre değiştiği için (metabolizmaya bağlı), metabolizmanızı ölçmeden bir şey söylemeyeceğim. Ama sık sık beslenerek ve emzirerek kilo verebilirsiniz.

2 yorum

21 Mayıs 2009 Perşembe

Her Mutlaka 1 su bardağı SÜT

21 Mayıs 2009 Perşembe
Süt, canlının büyümesi ve gelişmesi için başta gelen besinlerden biridir. İnsanın tüm yaşamında önemli yeri olan süt, yeterli ve dengeli beslenme için gerekli olan hayvansal kaynaklı protein, yağ, laktoz ile vitamin ve mineral maddeleri tam ve yeterli oranda içerir. Sütün beslenme değerinin yüksekliği yanında, vücut fonksiyonlarını düzenleyen, gelişmesini sağlayan, kemik ve diş oluşumunda önemli rolü olan temel bir gıda maddesidir.

İnsanoğlu, çeşitli memeli hayvanların kendi yavrularını büyütmek için ürettikleri sütten yararlanmayı çok eski çağlarda öğrenmişlerdir. M.Ö. 8000 yılına ait, Anadolu’da tapınak duvarlarında, evcilleştirilmiş, taşıma, süt ve et temini maksadıyla kullanılan sığırları gösteren çizimlere rastlanmıştır. İnsanoğlu, 5000 yıldan beri süt içiyor. Bu konudaki ilk kanıtlar Dicle ve Fırat ırmakları arasında kurulan Sümer Uygarlığı'nın Ur kentinde bulunmuştur. Bir yaşam mucizesi diye nitelenebilecek kadar büyük besin değerine sahip olan sütün, insan yaşamındaki yeri insanlık tarihi kadar eskidir. M.Ö 26.Yüzyıl'a ait Babil kabartmalarında süt ve süt kesiği temalarının işlendiğini görülmüştür. Yine M.Ö. 8. Yüzyıl'da Homer'in yazılarında süt, süt kesiği ve peynirle ilgili anlatımlara rastlanmıştır. İncil'de de İbrahim Peygamber'in üç meleğe tatlı ve ekşi süt sunduğu anlatılmıştır.

Türkiye’de kişi başına ortalama yılda 113 kg kadar süt ve ürünleri tüketilmesine karşın, hanehalkı besin tüketimi araştırmaları yıllık tüketimin kişi başına 65 kg civarında olduğu göstermektedir. Bu miktar, İsrail’de 150 kg, İtalya’da 184 kg ve Hollanda’da 574 kg kadardır.

Bileşim öğelerinin miktarı hayvanın cinsine, mevsimlere ve beslenme şekline göre değişiklik gösterir. Sütün ortalama %87,3’ü su, %3,5’i yağ, %3,4’ü protein, %5’i karbonhidrat ve %0,7’si kül (mineral)’dür.

Süt proteinleri, kazein ve whey proteinleridir.

Süt karbonhidratı ise laktozdur.

Sütün yaklaşık üçte ikisi doymuş, kalanı doymamış yağ asitlerinden oluşur. Süt yağı azaldıkça yağda eriyen vitamin içeriği de azalmaktadır.

Zenginleştirilmemiş sütte D ve K vitamini oldukça azdır. Süt, suda eriyen vitaminleri de içermektedir. Özellikle B12 vitamini için çok iyi bir kaynaktır. Emilimi artıran folat bağlayıcı proteinler ve whey proteini içermesinden dolayı folat açısından iyi bir kaynak kabul edilmektedir. Süt kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum, çinko gibi mineraller için iyi bir kaynaktır. Ancak demir içeriği ve demir biyoyararlılığı düşük olan süt, çocukluk döneminde demir gereksinimine önemli bir katkı sağlayamamaktadır.

Sağlıklı beslenme kurallarına ve besin piramidine göre günde 3-4 porsiyon süt ve ürünleri tüketimi önerilmektedir. Çoğunluklar yemeklerde yoğurt olarak tüketilen 2 porsiyonu mutlaka günde 1-2 su bardağı süt içerek 3 veya 4 porsiyona tamamlayınız. Hem böylelikle belki süt içmeyen çocuklarınıza da örnek olup onlara sütü sevdirebilirsiniz.

kaynak: Beslenme- Ayşe Baysal
Wikipedia- tarih ile ilgili bölümler

0 yorum

Anne Sütü: Mutlaka!

Anne yeni doğan bebeğin normal gelişmesini sağlayacak besin öğeleri gereksinmesinin tamamını karşılayan, ilk 6 ay tek başına yeterli olan en doğal besindir.

İnek sütüne ve hazır mamalara göre sindirimi çok daha kolaydır.

Çünkü anne sütü bebekte henüz oluşmamış sindirime yardımcı olan enzimleri (lipaz, amilaz gibi) içerir. Bebeğin büyüme ve gelişmesi için gerekli mineralleri içererek (çinko, demir gibi) emilimlerini kolaylaştırır.

Ağız sütü denilen kolostrum koyu sarı renkte olup bebek doğduktan sonraki ilk 5 gün boyunca salgılanır ve bebeğin dış ortama daha rahat uyum sağlaması için daha fazla vitamin (özellikle A, D ve B12 vitaminleri), mineral (özelikle çinko) ve protein içerir. Mutlaka bebeklerin ilk 5 gün bu sütü almaları sağlanmalıdır. Böylelikle enfeksiyonlarda daha iyi korunurlar.

Daha sonra geçiş sütü ve mature süt olmak üzere devam eder.Anne sütünde bebeğin büyümesinde çok önemli olan madde (linoleik asit-yağ türevi) inek sütünden 8 kat daha fazladır. Yağ (linoleik asit) bebeklerin özellikle beyin gelişimi ve sinir sistemi için oldukça önemlidir. Protein ve mineral yükü inek sütüne göre daha azdır. Fakat anne sütündeki bu miktarlar, bebeğin böbreklerine fazladan yük bindirmez ve bebeğin ihtiyacını karşılamaya yeterlidir. Özellikle anne sütüne özgü bir aminoasit (taurin) içerir. Bu aminoasit bebeğin beyin ve göz gelişiminde etkilidir.

Anne sütündeki antikorlar (özellikle immunoglobulinler) bebeği hastalıklara karşı korur. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebekler ishal, öksürük, nezle ve diğer sık görülen bulaşıcı hastalıklara daha az yakalanır ve bağışıklık sistemleri daha güçlü olur.

Anne sütündeki laktoz miktarı inek sütüne göre yüksektir. Laktoz kalsiyumun emilimini arttırır, bağırsakta vücut için yararlı olan laktobasillerin üremesini sağlar. Bebeğin hem bağışıklı sisteminin hem de kemiklerinin gelişmesinde katkıda bulunur.

Özellikle A ve C vitamini, çinko, sodyum miktarı anne sütünde inek sütüne göre daha fazladır.

En önemlisi ise anne sütü hem hazır hem de sterildir. Bebeğiniz istediği zaman ulaşabilir ve sizin sütünüz sizin bebeğinizin ihtiyaçlarına göredir. Bebeğinize özeldir.

1 yorum

UYARI

Bu blogun içeriği sadece bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup, herhangibir tıbbi teşhis ve tedavi özelliği taşımaz.

UYARI

Yazılarımın içeriğinin değiştilerek ya da değiştirilmeden izinsiz yayınlanamayacağını ya da alıntı yapılamayacağını ve bu uyarıyı dikkate almayanlar için hukuki işlemlerin yapılacağını önemle bildiririm.