DİKKAT

DİKKAT

16 Kasım 2009 Pazartesi

Starbucks Chai Tea Latte

16 Kasım 2009 Pazartesi
Daha öncede bu konun postu yazmıştım ve hatta demiştim ki vazgeçilmez içeceği olacak diye. Öyle de oldu. Starbucks'da artık kahve yerine Chai Tea Latte içiyorum.


İçinde siyah çay, zencefilgillerden kakule, tarçın, karabiber, yıldız anason ve tabiki kaynamış süt var. Zencefil (yakıcı etkisi de) ve tarçın tadı bariz şekilde hissediliyor.

Az yağlı sütle küçük boyu tam 180 kal. 75 mg da kafein bulunuyor. Ama bence bu içecek için değer.

Herkese mutlaka içmesi tavsiye edilir.

resim: kaynak

5 yorum

Penguen Mısır'dan Mesaj Var!

Mısır taneleri ile sevgilinize, iş arkadaşlarınıza, ailenize ve tüm sevdiklerinize en güzel mesajları yazabilirsin.

Mısırdanmesajvar'da hem sevdiklerinizi mutlu edeceksiniz hem de kutu kutu bedava %100 Doğal %100 Yerli Penguen Mısır Konservesi kazanma şansı yakalayacaksınız!

Bol Şanslar...

0 yorum

13 Kasım 2009 Cuma

Hassas Vitamin C

13 Kasım 2009 Cuma
Sevgili Rez(meraklı yengeç) in sorusuna yanıt olarak bir post hazırlayayım dedim.

Vitamin C çok hassas bir vitamin. Nazik yaklaşılması gerekiyor. Sert davranırsanız küsüp gidiyor o derece hassas yani.

Peki nasıl nazik davranabilirsiniz işte yöntemler:

Marul, ıspanak, roka gibi yeşil yapraklı sebzeleri akan suyun altında yıkamayınız. Suyu derince bir kaba akıtınız ve içine bırakmak sureti ile yıkayınız. Çok ovuşturmadan batırıp çıkararak yıkayabilirsiniz.

Yine yeşil yapraklı sebzelere bıçak değdirmeyiniz değidirince zaten görünen bir kararma durumu oluyor buda C vitaminin kaçtığının (kendisinin diğer adı askorbik asit olduğu için) göstergesidir. Bunun için ellerinizi veya tahta bıçakları kullanabilirsiniz.

C vitamini suda eriyen bir vitamindir tıpkı B vitamini türleri gibi. Sebzeleri bu yüzden çok sulu pişirmeyin. Ekleyecekseniz bile en fazla 1 çay bardağı su ekleyebilirsiniz. Yoksa yemeğin buharı ile birlikte uçup gider. Uçup gitmemesi için en uygun yöntem buharda pişirmedir.

Taze sıkılmış meyve suları da hemen sıkılıp tüketilmeli. Hemen tüketilmeyecek ise mutlaka porselen (ışık geçirmediği için) bir bardakta üzeri ışık görmeyecek şekilde saklanmalıdır. Aksi halde ışık gören C vitamini yine kaçacaktır.

** En çok kuşburnunda bulunur.

2 yorum

12 Kasım 2009 Perşembe

Ton Balıklı ve Mantarlı Salata

12 Kasım 2009 Perşembe
** Sağlıklı Kabonhidrat *** Düşük Yağ

1 Kişilik

Malzemeler:

5 adet orta boy kültür mantarı (veya 1 adet karakulak mantarı)
6 yaprak marul
1 küçük kutu ton balığı
1 sap yeşil soğan
1 çay kaşığı kuru nane
1 tutam maydanoz
3 sap roka

Yapılışı:

Mantarları iyice yıkayın ve yağlı kağıtta fırında 180 derecede 5 dakika pişirin.

Yeşillikleri durgun suda yıkayın. Küçük bir kaseye marulları, maydanozu, rokayı, yeşil soğanı ellerinizle veya tahta bir bıçak yardımı ile doğrayın. Daha sonra üzerine fırından çıkarıp ılıttığınız (eliniz yanmasın diye) mantarları bir kaç parçaya doğrayı ekleyiniz. En üstte konserve ton balığını (yağı süzülmüş veya lightta kullanabilirsiniz) ekleyiniz ve en üstte naneyi serpip servis ediniz.

Afiyet olsun.

Besin öğeleri (1 porsiyon için):

Kalori: 138 kal
Karbonhidrat: 16,4 g
Protein: 21,6 g
Yağ: 5,3 g
Lif: 3,1 g
Kolesterol: 41,6 mg
C vitamini: 26,9 mg
Potasyum: 255, 2 mg
Demir: 4,3 mg
Kalsiyum: 108,5 mg
Fosfor: 318,9 mg

Öneri: Bu salatanın yanında ekmek tüketmek yerine içerisine haşlanmış makarna (spagetti hariç) ekleyebilirsiniz.

1 dilim ekmek = 3 yemek kaşığı makarna= 64 kal

Püf: Yeşil sebzeler akan suyun altında C vitamini kaybederler. Yeşil sebzelere metal temasında (bıçak gibi) C vitamini kaybı olur.
Balık yağlı olduğu için bu salataya zeytinyağı eklemeye gerek yoktur.

1 yorum

10 Kasım 2009 Salı

Gıda Markalarına Çağrı

10 Kasım 2009 Salı
Daha önceki postlarımda da belirtmiştim etiket okumanın ne kadar önemli olduğunu. Daha doğalını, daha tazesini, daha az kalorilisini, daha çok besin değeri olanı, daha güvenilirini seçmek için oldukça önemli. Ama artık bir önemi daha var GDO'lu olmayanını da seçmek için artık etiket okumak çok çok daha önemli.

Daha önceki mısır postumda da belirttiğim gibi markaların güvenilirliği ve bu tarz ürünlere karşı duruşu artık halkımız için çok önemli.

Bu sebeple buradan MARKALARA çağrı yapıyorum. GDO ile ilgili duruşunuzu, ürünlerinizin bu konuda güvenilir olup olmadığını paylaşıp en azından tüketicilerin içini kendi ürünleriniz adına rahatlatabilirsiniz, bu blogdan duyurabiliriz. İletişim için dyt.kelebekdiyeti@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

0 yorum

Atam

Efendiler!

Bir millet, varlığı ve hakları için maddi ve fikri bütün kuvvetleriyle ilgili olmazsa, bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.

Mustafa Kemal Atatürk

En sevdiğim sözüdür. Bugün 10 Kasım 2009. Canım Ata'mı ve canım anneanneciğimi rametle anıyorum. Ve Halim Yağcıoğlunun "Atatürk'ten Son Mektup" adlı şiirinden bir mısrayı paylaşmak istiyorum:

Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil!

0 yorum

İstek: Keçiboynuzu=Harnup

Ferulagocumun isteği üzerine:

Keçiboynuzu diğer adı ile harnup ülkemizde Akdeniz Kıyılarında, dünyada yine Akdeniz Kıyılarında, Kıbrıs, Amerika Kıyıları, Libya'da bulunmaktadır.

Tarihte bakıldığında özellikle tohumu yüzyıllar boyunca elmas alışverişinde ölçü olarak kullanılmıştır. Yunancada adı keration'dır. Bu yüzden elmasın ölçü birimi "karat" a adını vermiştir.

Araştırmalarımda keçiboynuzunun özellikle çikolata yerine kullanılabileceği ve diyetlerde yer alabileceği ile ilgili bilgiler ile karşılaştım.

Keçi boynuzu tozu keçi boynuzu tozu doğal bir tatlandırıcıdır ve yağ oranı kakao tozundan daha düşüktür. Keçi boynuzunda çikolatadaki gibi duygu durumunu değiştiren kafein theobromin yoktur. Migreni olan kişilerde kakao içerisinde migren tetikleyici maddeler bulunduğu için tüketemezler bu sebeple migreni olanlar çikolata ve çikolata içerisindeki maddelere (kakao gibi) allerjisi olanlar keçi boynuzunu tüketebilirler.

İçerisinde lignin ve pektin gibi çözünebilir posa bulunmaktadır. Lif içeriğinin yüksekliği nedeni ile barsak çalışmasını düzenler, kan şekeri dengesini sağlar, tokluk hissini arttırır. İçerisindeki bazı bitkisel kimyasalların öksürük ve astıma iyi geldiği belirtilmiş.

Ülkemizde hem çiğ olarak meyvesi hem de pekmezi oldukça fazla tüketilmekte. Demir içeriği fazla olmadığı için harnup pekmezinin kan yapımına etkisi pek yoktur.

*** Atıştırmalık olarak ara öğünlerde çiğ şekilde tüketilebilir. 3-4 adeti ortama 75-80 kaloridir. Özellikle premenstruel sendroma iyi geleceğini düşünmekteyim.
Besin değeri 100 gram keçi boynuzu için:

Kalori: 540 kal
Protein: 8,5
Yağ:31,36
Karbonhidrat: 56,29
Lif: 3,8 g
Kalsiyum: 303 mg
Potasyum: 633 mg
Çinko: 3,53 mg
Sodyum:103 mg

tarihi kaynak: wikipedia

1 yorum

9 Kasım 2009 Pazartesi

Az Yağlı Fındık Mı Dedin?

9 Kasım 2009 Pazartesi

"Az yağlı fındık mı? " Evet ilk duyduğumda bende aynı tepkiyi verdim. Hem de organik. Genetiği değiştirilmiş değil tamamen organik!

Babam organik pazardan Ayhan Bey'den almış. Harika bir tadı var ve fındığın o normalde olan yağlı ağır tadı bu fındıkta yok oldukça hafif ve yağ oranıda az. Bunu yerken çok iyi hissediyorsunuz!

Ankara Ayrancı'da Pazar günleri ve İstanbul Şişli'de Salı günleri (tam emin değilim İstanbul'daki gün konusunda yanlış biliyor isem lütfen düzeltin) Elhamra'dan Ayhan Bey'den alabilirsiniz.

3 yorum

GDO lar Canavar mı?


Evet bu ayın NTV Bilim Dergisinin ana konusu ve kapağında kullanığı konu GDO'lar. GDO gerçeği, Türkiye'de GDO, savunanlar, karşı çıkanlar (ki bence her iki tarafında düşüncelerinide okumak lazım) ve tarafsızların görüşlerine değinilmiş. Bence bu ayın sayısını kaçırmayın!

Benim dikkatimi çeken bazı cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum:

"GDO'lu tarım yapılan alan dünya 125 milyon hektar ve bunun 112,8 milyon hektarı ABD, Arjantin, Brezilya, Hindistan, Kanada, Çin, Paraguay ve Güney Afrika tarafından kullanılıyor.Avrupa'da ise 7 ülke GDO'lu ürün üretimi yapıyor.

Türkiye'nin toplam tarım arazisi 78 milyon hektar ve denetim eksiliğinden bunun ne kadarında GDO'lu tarım yapıldığı bilinmiyor. Yapılan bir çalışmaya göra Türkiye'de 800'e yakın gıda maddesi, genetiği değiştirilmiş bir organizma içeriyor.

Dünyada GDO'lu ürünlerin %99'unu mısır, soya, pamuk ve kanola oluşturuyor.

GDO'lu soya:Soya yağı, sucuk, salam, sosis, köfte gibi kırmızı etin olduğu ürünlerde (büyük ve küçük baş hayvan yemi olarak soya kullanıldığı için), çikolatalı ürünler, hazır çorbalar, süt tozu, et suyu tabletleri gibi...
GDO'lu mısır: GDO'lu mısırdan elde edilen nişasta bazlı tatlandırıcılar ( glikoz şurubu gibi) ve bunu içeren ürünler, gazoz, kola, meyve suyu, mısır yağı, hazır çorbalar gibi... "

Bu ayın NTV Bilim Dergisini mutlaka okuyunuz.

kaynak: NTV Bilim Kasım Sayısı Sayfa 38

0 yorum

Güzel Bir Haber: GDO'suz Mısır Var mı?


Son günlerde millet olarak GDO uzmanı olmuş durumdayız. Özellikle tv lerden (aslında benim meslek gereği uzun zamandır bildiğim) izlediğimiz kadarı ile mısır, domates, soya fasulyesi gibi besinlerin genetiği ile oynanmış. Bu sebeple sokaktan bardak mısır alamaz, hatta bu hafta pazar gördüğüm koçan mısıra korku ile yaklaşır oldum/olduk.

Geçenlerde Penguen Gıda'da bir mail geldi. Başlığı %100 Doğal %100 Yerli idi. Penguen reçel ve turşudan sonra şimdide konserve mısırı piyasaya çıkarmış. Mail da ayrıca bir nokta dikkatimi çekti. Hiç bir değiştirme yapmadan aynen cümleleri yayınlıyorum:

"Penguen Mısır ithal mısır değil. Tamamı Türkiye topraklarında yetişen tatlı mısırlardan üretilen Penguen Mısır Konservesi, tamamen katkısız aynı zamanda çok da sağlıklı…
Genetik yapısı değiştirilmiş, kısaca GDO’lu ürünleri “kesinlikle” kullanmayan Penguen Gıda, mısır konservesinde de tohumların doğal yollardan elde edilmiş olmasına çok büyük önem veriyor.
"

Yani Penguen'in mısırını içimiz rahat bir şekilde yiyebilirmişiz.

Bilginize...

0 yorum

4 Kasım 2009 Çarşamba

Uzakdoğudan Evrensel İlaç: Zencefil

4 Kasım 2009 Çarşamba

Daha önceleri her gece yatmadan önce ağzıma zorla tıkıştırılan bu bitkiyi, daha iyi araştırdıktan ve kış sezonuna girdikten sonra severek tüketiyorum.

Öncelikle hiç tüketmeyenlere ilk kez tükettiklerin tadı oldukça tuhaf ve acı gelebilir. Ama kendisi o kadar faydalıki, faydalarının öğrendikten sonra tadını hissetmeyeceksiniz bile.

Anavatanı Güneydoğu Asya olan zencefil, Afrika ve tropik iklim görülen birçok bölgede yetiştirilebilmektedir.

Ortaçağda zencefilin canlılık sağladığına inanılırmış. Eski Yunanlılarda zencefilin sindirime yardımcı olması için ekmeğe sararak tüketirlermiş.

Çin'de M.Ö. bitkilerle ilgili yazılmış ilk eser olan Pen Tsao Çung'da zencefil nezleye, ateşe, tetenaso ve cüzzama karşı önerilmiştir. Eski Hindistan'da ise zencefile "Evrensel İlaç" adı verilmiştir. Özellikle mide bulantısına ve baş dönemesine karşı kullanımı yaygındır. Zencefil günümüzde hazımsızlık, nezle, grip ve eklem iltihaplanması tedavisinde kullanılır.

Temel maddeleri olan gingerol ve shogaol karın bölgesi kramplarını rahatlatır, ateş düşürür, ağrı dindirir ve öksürüğü bastırır. Diğer bir madde olan seskuiteron yaygın bir nezle türü olan rinovirüslere karşı etkilidir. Zingibain adlı madde ise iltihap kırıcı özellik gösterir.

Marketlerin sebze-meyve reyonlarında bu bitkiyi rahatlıklar bulabilirsiniz. Kök şeklindeki farklı görüntüsü ile zaten dikkatinizi çekecektir. Ayrıca zencefili toz şeklinde de bulmak mümkün. Ama ben her zaman tazesinden yanayım.

7 yorum

UYARI

Bu blogun içeriği sadece bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup, herhangibir tıbbi teşhis ve tedavi özelliği taşımaz.

UYARI

Yazılarımın içeriğinin değiştilerek ya da değiştirilmeden izinsiz yayınlanamayacağını ya da alıntı yapılamayacağını ve bu uyarıyı dikkate almayanlar için hukuki işlemlerin yapılacağını önemle bildiririm.