DİKKAT

DİKKAT

25 Mayıs 2010 Salı

Müsli Bar

25 Mayıs 2010 Salı
** Bu tarz bar ürünler ara öğünlerde tüketmeye oldukça uygun ve hafif...

** Sağlıklı karbonhidrat

15 bar

Malzemeler:

1 su bardağı yulaf

1 çay bardağı tam tahıllı un

1 çay bardağı yağsız süt

2 yemek kaşığı iri parçalar halinde doğranmış kavrulmuş badem

1 yemek kaşığı iri parçalar halinde doğranmış kurutulmuş elma

1 yemek kaşığı kuru üzüm

1 çay kaşığının ucu ile tuz

3 yemek kaşığı çam balı

2 çay kaşığı vanilya (sıvı vanilya tercih)

1 yemek kaşığı margarin

1 yemek kaşığı sıvı yağ

Yapılışı:

Bir kapta yulafı, unu, sütü, tuzu, bademi, elmayı ve üzümü mikser yardımı ile iyice karıştırın. Başka bir taraftan küçük bir tavada düşük ateşte balı, sıvı yağ ve margarini iyice karıştırarak ısıtın, kaynatmayın...

Tavayı ateşten indirdikten sonra içerisine sıvı vanilyayı ekleyin ve ılık bal karışımını yulaflı karışımın üzerine ekleyin ve iyice tekrar karıştırın.

Yapışkan fakat çok ıslak olmayan karışımınızı önceden 180 derece olarak ısıttığınız fırında yağlı kağıt ile kapladığınız tepsinizin üzerine bir rulo olacak şekilde yerleştirin. Dışı hafif kahverengi olana kadar yaklaşık 25 dakika pişirin.

Tepsiyi fırından çıkarın ve kekinizin hafif ılımasını bekleyin (yaklaşık 15 dakika) ve daha sonra keki 1'er cm genişliğinde keserek fırında tekrar 10 dakika iç tarafları yukarı gelecek şekilde pişirin.

Fırından çıkarıp ılık bir şekilde çay saatlerinde servis yapabilirsiniz.

Barlarınızı vakumlu bir saklama kabında saklayabilirsiniz...

Afiyet olsun.

Besin değerleri (1 bar için):

Enerji: 120,5 kal
Karbonhidrat: 19,2 g
Protein: 3,1 g
Yağ: 3,4 g
Lif: 1,4 g
Fosfor: 76,3

2 yorum

18 Mayıs 2010 Salı

Yaz Sezonunda Yenebilcek 5 Faydalı Besin

18 Mayıs 2010 Salı
Sebzelerin ve meyvelerin zamanında yenmesinin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.. Hem daha doğal hem de besin öğeleri içeriği ile tam kıvamında oluyorlar.

Bakalım bu 5 besin hangileri...

1.Domates: Yaz aylarının baş tacı sebzesi domates. Aslında yaz kış tezgahlardan inmeyen domatesin asıl mevsimi yazdır ve yaz dışındaki bütün domatesler seradır. Sezonu Haziran sonu başlar ve Eylül sonunda sona erer. İyi oranda C, A ve K vitamini içerir. Likopen adındaki güçlü antioksidanın temel kaynaklarından biridir. Likopen kanseri, kalp ve damar hastalıklarını önleyici bir antioksidandır. Sezon dışında evde kendi yaptığınız konserve domates parçaları, püreleri ve salçaları tüketebilirsiniz. En iyi konservelik domatesleri ise Ağustos aylarında bulabilirsiniz.

2. Çilek: Yaz mevsiminin vazgeçilmez meyvelerinden biri çilektir. Kırmızı rengi ve o etkileyici kokusu ile sevmeyeni yoktur ya da azdır. Bir meyve ne kadar koyu kırmızı ise o meyve o kadar çok anitoksidan içerir ilkesi ile çileği güçlü antioksidanların kaynağı olarak saymamız yanlış olmaz. Yüksek oranda da C vitamini içeriğine sahiptir. Ortalama 10 çilek 70 kaloridir... Birde pudra şekerli yiyorsanız bu kalori değerini göz ardı etmemenizde fayda var.

3. Yeşil Kabak: Mücver deyince akla ilk ne gelir?? Tabiki yeşil(sakız) kabak. Hem sulu hem hafif hemde aromatik kokulu bir sebze kabak. Hemde çok iyi bir mineral deposu. Potasyum, kalsiyum ve magnezyum açısından zengin.. 100 gramı sadece 19 kalori. Hem de A, C ve folik asit gibi önemli vitaminleri yüksek miktarda da içeriyor. Bence fırında yağsız üzerinde biraz baharatla yağlı kağıt üzerinde küp küp doğranmış kabakları tüketerek bütün yazı formda geçirebilirsiniz.

4. Erik: Kütür kütür ekşi ekşi yeşil erik bana direk yazı hatırlatır. Mayıs başı ve Haziran ortası sezonudur daha sonra yaz sonunda kadar yerini yumuşak erik türlerine bırakır. 10 adeti ortalam 60 kalori ve 100 gramı 2 gram sodyum içeriyor. Neden sodyumu yazdım çünkü çoğunlukla tuz ile tüketilen bir meyve türü... Tuz ile tüketildiğinde faydadan çok zarar getirebilceğini unutmayın ve günde 5 gramdan fazla tuz tüketmeyin.. Onun dışında iyi bir A vitamini ve potasyum kaynağı. Kırmızı türleri ise can eriğinden mürdüme kadar iyi bir antioksidan kaynağıdır.

5. Böğürtlen ve böğürtlengiller: Yazın ortasın yani Temmuz ve Ağustosta yol kenarlarında dikenler arasında gördüğümüz minik kırmızı meyveler aslında olanları "süper antioksidan depoları"olarak adlandırmak da mümkün. 100 gramı sadece 26 kalori ve 100 gramı günlük C vitamini ihtiyacının 1/3 ünü karşılayabilmekte. Yüksek oranda kalsiyum, fosfor, potasyum ve magnezyum içermekte. Yine vitaminlerden A ve folik asit içeriğide oldukça yüksek. İçerdiği güçlü antioksidanın adı "antosiyanin". Bu antioksidan özellikle kalp-damar hastalıklarında oldukça etkili. Damar içi iltihaplanmaları ile savaşan bir antioksidan. Dikenler arasında ulaşması oldukça zor ve zahmetli bu meyveyi görürseniz kaçırmayın derim... Bu gül için dikenine katlanılır.

4 yorum

17 Mayıs 2010 Pazartesi

UYARI

17 Mayıs 2010 Pazartesi
Sevgili izleyicilerim ve blogumu ziyaret eden konuklar,

Son 1-2 haftadır yazılarımı başka sitelerde görüyorum. O görmeyen gözler için uyarı yazımı kırmızı ile belirginleştirdim ki onu görmelerine rağmen takmıyor bu insanlar...

Bu olayın suç olduğunu bilmediklerini düşünüyorum.... O uyarı yazısı boşuna yazmıyor diyorum burdan onlara. Hukuki dayanağı olmasa yazmazdım...

Tekrar bir uyarı, yazılarımı izinsiz hiç bir şekilde alamaz ve kullanamazsınız... yoksa hukuk, mahkemeler, savcılar ve hakimler girer devreğe...

Canım konuklarım sizi bu tarz konularla oyaladığım için kusuruma bakmayın ama blog camiasının koca bir sorunu bu... birbirimize destek olalım...

3 yorum

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Yüksek Kolesterolü Düşürmede Neler Etkili?

10 Mayıs 2010 Pazartesi
Kolesterol beslenme şekli ile etkilenen bir madde ve beslenmeye dikkat edildiğinde ortalama 3 haftada kandaki değerinde değişme net olarak gözlenebilmekte. Aşağıdaki besinlere bir göz atın derim...

Sterol, stanol içeren besinler: Sterol ve stanol kolesterolün elimini engelleyen maddelerdir. Doğal olarak besinlerde bulunabiledikleri gibi gelişen gıda sektöründe artık besinlere dışarıdan eklenen maddelerin içlerine de girmişlerdir. LDL denilen kötü kolesterolün düşürülmesinde etkilidirler. Trigliserit denilen kan yağının düşürülmesinde ve HDL denilen iyi kolestrelün yükselmesinde etkisi şu ana kadar görülmemiştir. Şu sıralar ülkemizde piyasada bulunan bazı margarinlerde ve yoğurtlarda (Ülker kalbim benacol) bulunmaktadır.

Ayrıca karakulak mantarında doğal olarak bulunur. Bu mantar türü özellikle LDL nin düşürülmesinde etkilidir.

Yulaf, yüksek lifli besinler: Yulaf çoğumuzun son günlerde sıklıkla tükettiği besinlerden biri oldu. Özellikle hızlı iş yaşantısı sabahları kahvaltı yapmaya zaman bırakmıyor ve çeşitli markalarda buna kolaylık sağlaması açısından kahvaltılık gevrekler çıkarıyor. Bunlardan biride yulaflı olanlar hızlı hızlı yiyip geçtiğimi yulfa aslında kolesterolün düşülmesinde etkili. Lif kolesterolün barsaklardan bağlanıp atılamasını sağlamakta. Aslında çoğu lifli besinin bu etkisi var. Tam tahıllı ekmekler, sebzeler, bol lifli meyveler bunlara örnek olunabilir.

Balık, omega 3: Balık yiyin sağlıklı kalın... sözlerini reklamlarda ve basında sıkça duymuşsunuzdur. Doğruda söylemişler. Kan damarlarının sağlığı, tansiyonun dengesi, hafızanın kuvvetlenmesini sağlamasının yanı sıra kolesterolün düşürülmesinde de oldukça etkili. Haftada en az 1 kere balık yenmesi önerilir, öneririm. Her balıkta yüksek miktarlarda bulunmaz. Yüksek miktarlarda bulunduğu balıklar şöyle:

Uskumru, ringa balığı, sardunya, somon, kalkan, pisi balığı, ton balığı gibi...

Ceviz, yağlı tohumlar: Ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar halk dili ile kuruyemişler kolesterolün düşürülmesinde içeridiği n-3 ve n-9 yağ asitleri ile oldukça etkilidir. Ama tabiki bu tarz yemişleri yerken abartmamak sınır bilmek çok önemli. Öncelikli dikkat edilmesi gereken tuzlu olmamaları, daha sonrasın cevizde 4-5 i, fındıkta, bademde 10 u geçmemenizi öneririm.

Zeytinyağı: İçeriğinde n-9 yağ asitlerinden kaynaklı olarak LDL nin düşürülmesinde oldukça etkili. Aslında zeytinyağının kolesterole iyi geldiğini bilmeyen yok. FDA ya göre günde 2 yemek kaşığı zeytinyağı kullanımı kolesterolün düşürülmesinde etkili. Özellikle zeytinyağında hafif sosteleyeceğiniz domates ve üzerine fesleğen hem antioksidan hemde n-9 yağ asidi deposu...

Ara öğün önerisi olarak 3 dilim sade form bisküvi üzerine zeytinyağında sotelediğini fesleğenli domatesi koyabilirsiniz...

1 yorum

Sorular Sorular

Hürrem Sultan dedi ki...
Kesinlikle uygulayacağım.sabahları koşuyorum içip biraz bekleyip koşarsam olur sanırım:) bide bişey sormak istiyorum mümkünse? akşam 17.00 sonra yemeyerek kilo veriyorum yanlış yoldamıyım? :S

Cevap: Yolunu oldukça yanlış akşam ki kan şekeri dengesi sağlanamaz ve erken saatlerde depolar boşalır. Sabah ve genelde öğlen yedikleriniz direk depolanma moduna girer ve bu öğünde aldığınız yağlarda depolanır. Ayrıca bu saatten sonra yemek yememek insülin dengesinide etkileyebilir. Yatmadan 2 saat önceye kadar besin tüketebilirsiniz. Az az sık sık :))

0 yorum

9 Mayıs 2010 Pazar

Blog Ödülleri 2010 Kadın Blogları 2. si

9 Mayıs 2010 Pazar
İşte karşınızda !!!!

Çok teşekkürler tekrar herkese....

Annekaz 1. ciliği ve Browni ye 3. lüğü için tebrikler...

11 yorum

7 Mayıs 2010 Cuma

Blog Ödüllerinde Kelebek Diyeti İlk 3 te!!!!

7 Mayıs 2010 Cuma

Herkese sonsuz teşekkürler... Beni o kadar çok mutlu ettiniz ki!! Evet yaklaşık 2,5 senedir düzenli olarak bilgilerimi en doğru en yalın hali ile sizlerle paylaşıyorum...

Önce sizlerin sayesinde ilk 5 e, sonra jüri ile ilk 3 e kaldı Schwarzkopf Kadın Blogları Kategorisinde...

Ben ödül töreninde olamayacağım malesef ama kalbim orada olacak...

Burdan diğer derece alan arkadaşlarımıda tebrik ederim...

Teşekkürler....

7 yorum

5 Mayıs 2010 Çarşamba

İconJane ile Beslenme Üzerine

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Bu seferki beslenme röportajı konuğum blog dünyasının yakından tanıdığı İconJane.

Blogunda çeşitli konulara yer veren Jane nin yediklerini görenler nasıl oluyorda bu kız bu kadar fit bunca yemeğe rağmen demiştir. Ben de dedim...

Samimi cevapları için İconJane e çok teşekkürler. Blogu için ise burdan lütfen İconJane.


Sağlıklı beslenme deyince aklına ne geliyor, nasıl tanımlarsın?


Sağlıklı beslenme deyince aklıma vücudun ihtiyacı olan yemekleri maksimumda, pek de ihtiyacı olmayan yemekleri de miminumda tutacak şekilde bir yeme düzeni oluşturmak geliyor.
Okuduğum bazı araştırmalara göre belirli bir öğrenme aşamasından geçmeden önce çok küçük yaştaki çocuklar sadece vücutlarının ihtiyacı olan şeyleri yemeye yöneliyorlar. Yani aslında bu dengeyi yeniden bulabilirse insan bedeni, yani vücudunu dinleyip ihtiyacı olan yemeklere yönelmeyi başarabilirse zorlanmadan sağlıklı beslenebilmiş olur diye düşünüyorum.

Sence yemek yemek bir zorunluluk mu yoksa keyif mi? Neden?

Bence yemek yemek kesinlikle bir keyif. Ama o keyfi yemeğe başladığınız ilk 3 lokmada alabiliyorsunuz. Yani ilk 3 lokmayı keyifle yiyip aldığınız keyif ile gözünü doyurabilirseniz sonra karnınız doyana kadar devam edebilir ve doyduğunuz yerde yemeyi bırakabilirsiniz. Yemek yemeyi keyif olarak gördüğüm için tabak tabak yemem gerekmiyor. Birinci lokmada da ellinci lokmada alacağım tat aynı olacağının bilincinde olduğumdan çok fazla yeme ihtiyacı duymuyorum.

Yemek seçer misin? Özellikle hangi yemekleri seversin?

Evet seçerim. Hiç yemediğim ve yemeyi düşünmeyeceğim yemekler olduğu gibi, yediklerim arasında da çok sevdiklerim ve az sevdiklerim vardır. Örneğin makarna, mantı ve hamur işlerini çok fazla aramam, ama pirinç ile yapılan herşeyi çok keyifle yerim. Süt ve süt ürünlerini çok severim bunun yanında sebze, et ve salata da canımın çektiği zamanlarda yerim.

Hiç diyet yaptın mı?

Evet 2003 senesinde diyetisyen eşliğinde diyet yaptım. Yemek yeme alışkanlıklarım konusunda çok etkisi oldu. Çok yiyip pişman olmaktansa istediğin herşeyi belirli bir oranda yemenin keyfini çıkarmanın mümkün olduğunu öğrendim. Diyeti kısa süreli bir süreç olarak görüp diyet bitince yemeklere saldırmak asla kalıcı bir sonuç vermez bana göre. Beslenme tarzını kalıcı bir şekilde oturtmak uzun vadeli çözümler getirebilir diye düşünüyorum.

Bu fit görünümün sırrını bizimle paylaşır mısın? Nedir?

Öncelikle çok fit olduğum gibi bir iddiam yok. Hatta daha fazla spor yapmam gerektiğini düşünüyorum ama bu konuda tembellik etmekten de vazgecemiyorum. Ama yemek yemekten bu kadar keyif alıp yine de nasıl çok kilo almadığımı merak ediyorsanız daha önce dile getirdiklerimin hepsi işin içinde elbette. Vucudumun ihtiyac duyduklarını yemeğe ve ihtiyacım oldugu kadarını yemeğe çalışmak. Bir de cok fazla hareketsiz kalmamak. Düzenli olarak spor yapma fırsatı bulamasam da fırsat buldukça yürüyüş yapmaya çalışıyorum.

0 yorum

Hünerli Bayanlar ile Sohbet

Hünerli Bayanlar blogunun sahibesi Müge Hanım ile yaptığımız beslenmede merak edilen soruların cevapları için burdan buyurun... Hünerli Bayanlar

3 yorum

4 Mayıs 2010 Salı

Keçi Sütü: Yeni Gözdemiz

4 Mayıs 2010 Salı
Brajeshwari dedi ki...
öylesine kutu süte alışmışız ki, yazlığımıza gittiğimizde köyden getirilen süt çok kötü kokuyor bana... O yüzden sehir hayatında AOC'nin günlük cam sütlerinden aliyorum.Çok lezzetli.. Kutu süt alacaksam Keci sütü alıyorum.Onun diger kutu sütlere göre daha besleyici oldugunu düsünüyorum..Sen ne dersin bu konuda?

Sevgili Burcu ablamın sorusunu burdan yanıtlamak istedimki aslında herkes merak ediyordur. Son zamanlarda market raflarında keçi sütlerini görüyoruz. İnek sütünden başka süt bilmeyen market rafları keçi, soya, pirinç sütü gibi sütlerler zenginleşmeye başladı. Peki nedir bu market raflarını zenginleştiren keçi sütü, gerçekten yararlı mı?


Aslında gerçekten yararlı. Bir kere anne sütüne içerik olarak en yakın süt diyebiliriz. Whey protein oranı dediğimiz süt proteinlerinin oranı yüksek, kalsiyum oranı inek sütüne göre yüksek ve allerji yapıcı öğeleri barındırmıyor. Özellikle 1-2 yaşına kadar inek sütü çocuklara içirmeyin deriz çünkü bazı allerjik reaksiyonlar ve barsak problemleri (kanamalar özellikle) geliştirebiliyor. Ama keçi sütü bu tarz allerjik reaksiyon gösteren çocuklar ve inek sütüne hassasiyet gösteren yetişkinlerin tüketimi için idealdir. Tadı da maraş dondurmasına benziyor belki tüketenler fark etmişti. O yüzden içimi de oldukça güzel ve yumuşaktır.


Ben keçi sütünü destekliyorum hem içeriği hem tadı yönü ile herkese öneririm. İnek sütünü sevmeyenler bence keçi sütünü denesinler.


Bu arada Kay markası adı altında keçi sütü yarım yağlı olarak marketlerde satılmakta. Yarım yağlı olmasıda ayrıca güzel!!

6 yorum

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Zencefilli Tavuklu Noodle Çorbası

1 Mayıs 2010 Cumartesi

** Sağlıklı protein ** Düşük yağ

8 kişilik
Malzemeler:

3 parça noodle
1 yemek kaşığı sıvı yağ
1 orta boy kuru soğan
1 orta boy küp şeklinde havuç
1 yemek kaşığı ince ince doğranmış zencefil
1 diş ince ince doğranmış sarımsak
500 gram tavuk göğüs eti
3 su bardağı tavuk suyu
1 su bardağı soya sütü (bilgi için alpro soya)
1,5 yemek kaşığı soya sosu
1 yemek kaşığı taze kişniş

Yapılışı:

Bir kaba noodlleri ve kaynar suyu koyun ve 5 dakika boyunca haşlayın.

Başka bir kaba yağı koyun ve ince ince kesilmiş soğanları 5 dakika boyunca kavurun. Daha sonra üzerine zencefili ve havucu koyup 1-2 dakika soteleyin. Sarımsağıda ekleyip 1 dakika daha kavurun ve sarımsağın renginin değişmemesine dikkat edin. Üzerlerine 1 su bardağı su, 3 su bardağı tavuk suyu ve soya sosunu ekleyin ve kaynamaya bırakın. Kaynamaya başlayınca küp küp kestiğiniz tavuk etlerini ekleyin. Tavuk etleri pişinceye kadar kaynatın daha sonra üzerlerine noodleları ve soya sütünü ekleyin (dumanın çıkışını izleyin ve kaynamadan 1-2 dakika önce ocaktan indirin).

Üzerine 1 çay kaşığı taze kişniş (her bir servis için) koyarak ılık kaselerde servis edin.

Afiyet olsun.

Besin öğeler (1 kase için):
Enerji: 184 kal
Protein: 22 g
Karbonhidrat: 11 g
Yağ: 5 g
Sodyum: 267 mg

0 yorum

UYARI

Bu blogun içeriği sadece bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup, herhangibir tıbbi teşhis ve tedavi özelliği taşımaz.

UYARI

Yazılarımın içeriğinin değiştilerek ya da değiştirilmeden izinsiz yayınlanamayacağını ya da alıntı yapılamayacağını ve bu uyarıyı dikkate almayanlar için hukuki işlemlerin yapılacağını önemle bildiririm.