DİKKAT

DİKKAT

28 Nisan 2009 Salı

Tatlı: Mutluluk Kaynağı mı?

28 Nisan 2009 Salı
Hava yağmurlu ve kasvetli. Ne işiniz var ne de bir sevgiliniz. Televizyonda da iç karartıcı haberler. Ne yaparsınız?

a) Oturup halinize ağlarsınız.
b) Kitap okuyup kafanızı dağıtırsınız.
c) Hem mutfağa koşup buzdolabının önüne kurulur ve 1 kavanoz nutellayı yersiniz.

Eğer cevabınız C ise yanlış yoldasınız demektir.

Sadece kadınlara özgü gibi bir durum gibi gözükse de tatlı yeme isteği her yaştan ve cinsiyetten insanda olabilecek olağan bir durumdur. Nedeni ise her zamanki gibi HORMONLARIMIZ!

Genelde çoğu şeyi genetiğe veya hormonlara bağlarız ama bu durum gerçektende hormonal bir durum ve kaynakları ise SERETONİN ve ENDORFİN adlı iki nörotransmitter (beyindeki sinyalleri ileten kimyasallar) maddedir.

Seretonin

Seretonin salınımında kendimizi huzurlu ve dingin ayrıca tok hissederiz. Bazı zayıflama ilaçlarının seretonin salınımı uyarıcı etkileride bulunmaktadır.

Seretonin düzeyinin düşüşü ise depresyona ve açlık krizlerine neden olabilmektedir.

Karbonhidrattan zengin besinler tüketildiğinde triptofan adlı aminoasit konsantrasyonu artar ve bu da seretonin salımını uyarır. Böylece kendimizi stresten arınmış, huzurlu ve tok hissederiz. Yani stresli durumlarda karbonhidrattan zengin besinlere yönelmemiz bir tesadüf değil!

Ayırca kadınlarda PMS denilen regli öncesi dönemde artan tatlı yeme ihtiyacı da bundan kaynaklamaktadır. Bu dönemde östrojen düzeyi düşerek progsteron düzeyi yükselir buda seretonin azalmasına neden olmaktadır.

Endorfin

Endorfin en çok bilinen adı mutluluk hormonudur. Ayrıca doğal bir uyku ilacıdır ve ağrıların azalmasına yardımcı olur.

Bazı araştırmalar endorfinin, yağ ve şeker içeriği yüksek besinlerde tüketildiğinde daha fazla salındığını belirtmiştir.

Mevsimsel değişikliklerin ruh halinde değişiklikler yarattığı bir gerçek. Özellikle kış aylarında yine kadınların oldukça yaşadıkları kilo alma durumu da yine güneş ışığının azalması ile seretonin düzeyinin düşüşünden kaynaklı karbonhidrata yönelmeden kaynaklanmaktadır.

Seretonin ve endorfin düzeylerinin düşüşüne bağlı tatlı besin tüketimi aslında kısır bir döngüdür. Genelde tercih edilen karbonhidrat çeşidi basit karbonhidrat (şeker gibi içerisinde lif olmayan) türevleri olduğu için kan şekerinde ani yükselme ve insülin salınımı ile kan şekerinde düşüş ve bunun ardından yine nörotransmitterlerde azalma ile şekerli besin tüketimi şeklinde devam eder.

** Unutulmaması gereken basit karbonhidratların kan şekerinde ani yükselme ile birlikte pankreastan insülin salınımı uyardıklarıdır. Ne kadar hızla yükselirse o kadar da hızla düşerler ve açlık hissi ortaya çıkar.

Siz siz olun beyninizin “ Evet o tatlıyı ye! Yede mutlu olalım!” sözüne inanmayın.

3 yorum

16 Nisan 2009 Perşembe

Bebeğin Hafta Hafta Gelişimi

16 Nisan 2009 Perşembe
Embriyonun ilk haftası
Hücre bölünmeleri başlar.

2-8. haftalar
Fetüs 2,5 cm, 1 gram.
Dokuların farklılaşmaları hızlanır.
6. haftadan itibaren plesental değişiklikler başlar.

8-12. haftalar
Sinir sistemi ve dolaşım sistemi çalışmaya başlar.
Safra salgılanır.

12. haftanın sonunda
Fetüs 7-9 cm, 30 gram.
Cinsiyet belirginleşir.
Kemik iliğinden kan yapımı başlar.
Solunum başlar.
Troid çalışır.

3-6. ayda
Fetüs 18-27 cm, 330 gram.
Büyüme hızlanır.
Kalp atışları, beyin hücresi fonksiyonları gelişir.

6. ayda
Fetüs 28-34 cm, 600 gram.
Deri altı yağ dokusu (kahverengi yağ dokusu) artar.

7. ayda
Fetüs 35-38 cm, 1 kg.

8. ayda- 9. ayda
Fetüs 42-45 cm, 1600-2000 gram. (8. ay)
Fetüs 49-51 cm, 3000-3500 gram. (9. ay)
Hayati organlar (karaciğer, böbrek, mide gibi) gelişir.

1 yorum

Hamilelikte Metabolizmada Meydana Gelen Değişimler

Kardiyovasküler değişiklikler: Kan hacmi artışına bağlı olarak hemoglobin değerinde azalma. Dinlenme halinde solunum sayısı artar ve buna bağlı olarak da bazal metabolizma hızı artar.

Sindirim sistemindeki değişiklikler:
Bulantı, kusma, kabızlık gibi problemler yaşana bilir. Özellikle progesteron (hormon) artışı kabızlığa neden olabilir.

Üriner sistemde değişiklikler:
Rahmin baskısı ile mesane kapasitesi düşer ve sık idrara çıkma durumu meydana gelebilir.

Hormonal değişiklikler:
Troid bezinin büyümesi ve solunumun artmasına bağlı olarak oksijen gereksinimi artar bazal metabolik hız % 25 artar. Prolaktin, progesteron, kortizol gibi hormonların artışına bağlı olarak insülin hormonuna ihtiyaç artar ve gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti) meydana gelebilir.

Metabolizmalardan özellikle protein metabolizmasında farklılıklar oluşur. Gebeliğin 6. ayından sonra fetus (bebek) daha hızlı büyümeye ve protein gereksimi de artmaya başlar. Anne yeteri kadar protein almazsa fetus gelişmek için olan protein ihityacınız depodan kullanır ve annede protein kaynağı olan dokuların yıkımı artar. Proteinin yetersiz alınması ile bozulan oran ve bununla birlikte hücre içi ve dışı sıvılarda oluşan dengesizlik nedeni ile ödem görülmeye başlar. Ödemin ardından genelliklede hipertansiyon görülmektedir.

0 yorum

Hamilelik Ağırlıklarının Kaynakları

Fetüs (Bebek) 3300 g

Plesenta 650 g

Amniyotik sıvı(bebeğin içinde olduğu sıvı) 800 g

Uterus 970 g

Meme bezleri 405 g

Anne kanı 1200 g

Hücre içi ve arası sıvı 1600 g

Diğer (yağ deposu) 3425 g


Toplam ağırlık 12350 g

0 yorum

12 Nisan 2009 Pazar

Bende Ödüllü Olmak İstiyorum

12 Nisan 2009 Pazar
http://2009.blogodulleri.com/blog/kelebek-diyeti

adresinden oylarınızı bekliyorum :)

1 yorum

11 Nisan 2009 Cumartesi

Körili Tavuk Salatası

11 Nisan 2009 Cumartesi
2 kişilik

*Sağlıklı protein **Düşük yağ

Malzemeler:

8 yemek kaşığı light yoğurt

2 yemek kaşığı köri

1 limonun suyu

5-6 dal taze nane

2 adet tavuk göğüs eti

1 büyük boy küçük küp şeklinde doğranmış patates

Yapılışı:

Büyük bir salata kabının içinde 8 yemek kaşığı yoğurdu bir çırpma teli yardımı ile çırpın. Daha sonra üzerine köri ve limon suyunu ilave edin.

Daha önceden fırında alüminyum folyo üzerinde ızgaraladığını tavuk göğüs etlerini ve patatesi yoğurtlu karışıma ilave edin ve karıştırın.

Üzerine taze nane yapraklı ekleyerek servis edebilirsiniz.

*** Bu salata hem proteini hem de karbonhidratı dengeli bir şekilde içerdiği için öğle ve akşam öğünleri için oldukça uygundur. Yağ içeriğinin de düşük oluşu diyet yapanlar için uygundur.

Besin Değerleri:

Kalori: 200 kalori Karbonhidrat: 24 g

Protein: 11 g Yağ: 7 g

0 yorum

2 Nisan 2009 Perşembe

Sorular Sorular

2 Nisan 2009 Perşembe
Sevgili Sema nın sorusu ve cevabı:


BEN 1.65 BOYUNDA 58 KİLOYUM VE BU KİLOM GENEL OLARAK BASEN BÖLGEMDE TOPLANMIŞ DURUMDA ÜST BEDENİM NORMAL DURUMDA
BEN 28YAŞINDAYIM VE BİR YILLIK EVLİYİM DAHA ÖNCE YAPMIŞ OLDUĞUM DİYETLERDEN VE ET VE BALIK YEMEMDEN DOLAYI DEMİR EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLI KANSIZLIĞIM VAR AMA ÇOK İLERİ BOYUTTA DEĞİL
BUNUN İÇİN SABAH VE AKŞAM AÇ KARNINA GYNO-TARDYFERON İSİMLİ İLACI KULLANIYORUM ÇÜNKÜ HAMİLE KALMAK İSTİYORUM AMA BİRKAÇ KİLO VEREREK KALMAK İSTİYORUM ÇEVREMDEKİLER GEREK OLMADIĞINI SÖYLÜYOR AMA BEN KENDİMİ ÇOK KİLOLU HİSSEDİYORUM HAMİLE KALIRSAM DA DAHA ÇOK ALACAĞIMI BİLİYORUM BÖLGESEL YAĞLANMALARLA İLGİLİ OLAN BİR MERKEZİ ARADIM VE ORDA TEDAVİYE BAŞALMAK İSTİYORUM SİZCE BÖYLE BİR TEDAVİYİ HAMİLE KALMADAN MI YOKSA BEBK DOĞDUKTAN SONRA MI YAPMALIYIM
AYRICA KULLANDIĞIM BU İLAÇ BANA KİLO ALDIRIR MI
SEVGİLER
SEMA

Semacım bölgesel bir fazlalığın olduğunu düşünüyor isen kilonda çok fazla değil bana göre bu işi hamile kaldıktan sonra halletmen daha kolay olur. Demir eksiliği ilaçları iştahı açtığı için kilo alımını arttırabilir ama arttırmayadabilir. Bölgesel zayıflama ile ilgili cihaz kullanarak inceltme günümüzde oldukça yaygın ama beslenmeye dikkat edilmediği müddetçe geçici bir yöntem. Hamile kaldığınızda mutlaka benim hamilelik döneminde beslenme yazı dizimi takip edin. 58 kilo ile kendinizi kilolu hissetmeniz kas dokusu azlığından kaynaklanabilir. Kas dokunuz ne kadar istenen düzeyin altında ise vücudunuzda ödem (su toplama) o kadar fazla olur ve kendinizi şiş ve ağır hissedebilirsiniz. Biraz hareket (pilatesi öneririm özellikle bölgesele) etmek bence sizin için en doğrusu.

Sevgiler.

1 yorum

1 Nisan 2009 Çarşamba

Mucizevi Besin Anketi

1 Nisan 2009 Çarşamba
Yan tarafta gördüğünüz ankette "Evet" şıkkını işaretleyen ziyaretçilerim hangi besin olduğunu yorumlara yazalarsa bilgi paylaşımı yapmış oluruz.

4 yorum

31 Mart 2009 Salı

Newsweek

31 Mart 2009 Salı

** Bu yazı biriken bir öfkenin ürünüdür.

Belki geçen haftaki Newsweek i okumuşsunuzdur veya kapağını görmüş dikkatinizi çekmiştir. Belki hiç görmediniz bile.

Kapağı tv de görünce bu sayısını alayım dedim. Diyetin sahte peygamberleri olarak alandırdıkları kişilerin insanların nasıl parasını almak için uzaktan yakından mantıkla alakası olmayan yöntemlerini anlatıyor.


Yazının başlangıcı şöyle:

Zayfılama, tedavi ve anti aging için denetimsiz bitkisel yöntem ve ürünleri dini motiflerle pazaralayan ehliyetsiz kimseler, ünlerine ün katıyor. Sağlık Bakanlığı'na göre toplum sağlığı tehlikede.

Ağızlarından dualar eksik olmayan bu kişiler birde kendilerini "beslenme uzmanı" olarak tanıtıyorlar. Bu kişiler hastalarını lüks otellere çağırıp kişi başı 2 bin lira gibi rakamlarla yedi günlük lavman diyetine sokuyorlar. Yanlış okumadınız lavman.

*Lavman tıpta gerekli görülmedikçe kullanılmaz ve barsağa oldukça zarar veren bir yöntemdir.

Bu kişiler tıp doktoru ve diyetisyenleri de yok sayıyorlar. İnsanlar bunların şifalı bitkiler kitaplarına rağbet ediyor. Hatta geçen gün gittiğim çok ünlü kitapçılar zincirinde (anlamışsınızdır hangisi reklam yapmayayım) bu kişinin kitapları en çok satanlar bölümünde idi. Ayrıca sabah kuşağı programlarının değişmez isimleri.

Tıpta etik diye bir şey vardır. Bilimle uğraşanlar bilir. Ayrıca bilimde istatistik de vardır. Bu kişilerin her ikisinden de tabiki haberleri yoktur. Şimdi ne alakası var derseniz tıpta yaptığınız tedavilerde istatistik ile konuşursunuz. İzlediğiniz yöntemlerin hangileri, kaç kişide başarılı olmuş istatistikleri çıkartılır ve ona göre en doğru yöntem izlenir. Bu kişilere yazıda anlatılanlara göre sormuşlar " kaç kişide, hangi yöntemler başarılı olmuş?" diye ve cevap verememişler.

Öncelikle beslenme bir bilim dalıdır. Her ne kadar bilen bilmeyen, anlayan anlamayan konuşsa da bir bilim dalıdır ve belirli üniversitelerde bir bilim dalı o olarak okutulmaktadır. Bilimde verilere ve kaynaklara dayalı olmayan herşey geçersizdir.

Ayrıca beslenme de mucize yoktur. Mucize besin yoktur.

Geçen gün rastladığım yine aynı kitapçılar zincirinde spor akademisi mezunu (aslında özgemişinde o bile yazmıyordu ama uğraşıtığı spor dallarından çözdüm diyebilirim) bir bayanın yüksek lisans tezi (?!) kitap haline getirilmiş. Kendisi hem beslenme hem de psikoloji üzerinde bir tez yapmış ki buna perhiz bu ne lahana turşusu denilecek cinsten. Birde düşünce gücü ile zayıflama var. İlginç ama kaç kişi başarılı olmuş? bilinmiyor.

İrade evet eğer diyet yapıyor iseniz irade başarıyı sağlar ama doğru beslenme programı ile. Eğer beslenme programınız doğru değil ise verdiğiniz şey yağ değil su ve kastır bilginize (dip not: kas kaybederseniz vücudunuzda daha çok ödem olur).

Beslenme bilimi sadece kilo vermek veya almak değildir. Bir çok kronik, akut ve metabolik hastalık diyet tedavisi ile düzeltilebilmektedir. Sanılanın aksine oldukça ciddi bir iştir.

Lütfen elinde bu tarz konuları konuşabilmesi için diploması olmayan kişilere aldanmayın.

3 yorum

28 Mart 2009 Cumartesi

Sorular Sorular

28 Mart 2009 Cumartesi
Sevgili ferulagocum da güzel sorusunu sormuş.

Kafein tüketimimi azalttım. Kahveyi kafeinsize çevirdim, çaylarımı da açık içiyorum. Peki,eğer hiç kesilemiyorsa günde maksimum ne kadar kafein alınabilir? Kafeinsiz kahve iyi bir seçim midir? :)

Günde en fazla 300mg kafein alabilirsiniz. Ama hamilelik dönemine girdiğinizde bunu azalatmak zorundasınız. En fazla 150 kafein almanızı öneririm. En fazla 2 kupa kahve kafidir.

Sevgiler :)

1 yorum

Sorular Sorular

Çok değerli bir okuyucumun sorduğu soruyu sizinle paylaşmak istiyorum. Aslında diyet yapanlarda oldukça sık karşılaşılan bir durumdan bahsetmiş.

Selamlar,Blogunuzu severek okuyan, kilo sorunu yasayan bi insan olarak benim diyette yasadıgım en buyuk problem aksam yemekleri, işten cıkıp eve gittigimde diyetisyenler zeytinyaglı sebze yemegi yapmamı tavsiye ediyor am aksam yorgunluguyla bunu yapmak,pişmesini beklemek pek mumkun ouyor.Dolayısıyla tum gün yediklerime dikkat etsemde aksamları abur cubur yiyerek geciriyorum, basladıgım diyetlerde haliyle patlıyo:(Bu konuda bir tavsiyeniz var mı?

Bu konuda her zaman eğer diyetisyeniniz illa akşam yemeği sebze yiyeceksin demiş ise salatayı öneriyorum. 1 kase bol yeşillikli salata üzerine limon ve 1 tatlı kaşığı zeytin yağı ile yapılmış (isterseniz bunlara nar ekşisini de ilave edebilirsiniz) salata sosu.

**Unutmayın salataya yağ eklerseniz sebze yemeği yerine geçer.

3 yorum

UYARI

Bu blogun içeriği sadece bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup, herhangibir tıbbi teşhis ve tedavi özelliği taşımaz.

UYARI

Yazılarımın içeriğinin değiştilerek ya da değiştirilmeden izinsiz yayınlanamayacağını ya da alıntı yapılamayacağını ve bu uyarıyı dikkate almayanlar için hukuki işlemlerin yapılacağını önemle bildiririm.