Bugün meslektaşlarımdan aldığım maillarla mesleğimin ne kadar suistimala açık bir meslek olduğunu ve popülerliği nedeni ile ne çok " Sahte " diyetisyenler türediğini bir kez daha görmüş bulunmaktayım.
İnsan sağlığını hiçe sayarak para uğruna yapılan bu kandırmacalara lütfen kanmayınız.
Ülkemizde olduğu gibi dünyanın bütün ülkelerinde diyeti DİYETİSYEN yazar. 3 sene eğitimini alır ve 1 sene de aldığı eğitimin stajını yapar. Bu eğitime besin içeriklerinden, besinin kimyasına, anatomi, fizyoloji, mikrobiyoloji, genetik, hastalıklara göre diyet; mutfak, mönü planlama, kalite kontrol, personel yöntemini içerek toplu beslenme gibi konula dahildir. Staja ise Türkiye'nin en büyük hastaneleri ve yaklaşık 4000-5000 kişiye yemek çıkaran mutfaklar dahildir.
Gittiğiniz klinik veya bilumum zayıflama ile ilgili yerlerde biri size diyet yazacak ise mutlaka DİPLOMA sına bakınız. Diğer üniversiteler daha mezun vermeye başlamadıkları için HACETTEPE, BAŞKENT ve ERCİYES üniversiteleri diplomları ve BESLENME ve DİYETETİK mezunu ibarelerini muhakkak diplomada arayınız.
İnsan sağlığı önemli ve bizde bunu bilerek, öğrenerek ve yemin ederek mesleğe başlıyoruz.
DİKKAT
23 Şubat 2010 Salı
Diyetisyenlik: Mesleki Bilgilendirme
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 22:37 23 Şubat 2010 SalıEtiketler: diyet, diyetisyen 1 yorum
21 Şubat 2010 Pazar
Hipertansiyon Diyeti
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 18:53 21 Şubat 2010 Pazar
Fazla miktardaki yağ ve tuz tüketimi kalp ve damar hastalıklarının temelini hazırlamakta. En çokda hipertansiyon olarak bilinen yüksek tansiyon rahatsızlığı ile ortaya çıkmaktadır.Günümüz beslenme tarzıda daha çok yağlı ve tuzlu besinleri içerdiğinden hipertansiyonlu kişilerin rahatsızlıklarına özel diyet yapmaları ve bu diyet ile tansiyonlarını kontorl altına almaları gerekmektedir.
Aslında doktora gidip hipertansiyon teşhisi alan çoğu kişiye hipertansiyonla ilgili bir diyet verilmiştir. Fakat diyetin kişiye özel ve herkesin yaşam tarzına uygun şekilde olması gerektiğinden çoğu kişi verilen diyeti hayatına uyduramamaktadır. Özellikle dışarı çıkıldığında diyete uymak daha da zor olmaktadır.
Diyetinizi hayatınıza uydurmak için Öneriler:
- Yemekleri sıvı yağ ile mümkünse zeytinyağı ile yapın.
- Fırında, ızgarada, buharda ve sulu ısıda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini kullanın.
- Sodyum içeriği ( tuz içeriği) düşük besinleri tercih edin. Etiket okumaya özen gösterin.
- Kepekli ve tam tahıllı ekmekler beyaz ekmeğe göre daha fazla sodyum içermektedir. Buna rağmen beyaz ekmek yerine özel olarak üretilmiş Tuzsuz ekmekleri tercih edin.
- Yeşil yapraklı sebzeler potasyum açısından oldukça zengindir. Potasyum ise tansiyonun düşmesini ve dengede kalmasını sağlar. Sofranızdan yeşil yapraklılarla yapılmış salataları eksik etmeyin.** Yeşil yapraklı sebzeler pişirildiklerinde potasyumlarını buhar yolu ile kaybederler.
- Hindi eti, tavuk eti ve balık etlerini tercih edin.
- Aroma arttırıcı içeren hazır besinleri yüksek oranda tuz içerir. Etiketlerinde aroma arttırcı olan besinleri tercih etmeyin.
- Hazır soslar yüksek miktarda sodyum içerdiğinden tercih etmeyin.
- Hazır sebze suları ve sodadan uzak durun.
- Tatlı olarak meyveleri tercih edin.
- Süt ürünlerinin az yağlı olanlarını tercih ediniz.
Dışarıda yerseniz:
- Tavuk ve balık etlerini ve ızgaraları tercih edin.
- Tereyağ ve iç yağlı kebaplardan uzak durun.
- İçecek olarak suyu tercih edin.
- Soslu yemekler isteyecekseniz sosların içeriklerini mutlaka öğrenin. Soya sosu gibi fazla tuz içeren soslu yiyeceklerden uzak durun.
- Ek olarak mutlaka salata tercih edin.
- Sofradan tuzu kaldırın.
- Et sulu ve domates sulu çorbaları tercih etmeyin.
- Kızartılmış yan yiyeceklerden ( patates ve soğan kızartmaları gibi) uzak durun.
Etiketler: hipertansiyon, kalp 1 yorum
Eneji İçecekleri: Taurin Nedir, Ne değildir?
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 16:37
Enerji içeceği içenler veya ilgisini çekenler bilirler. İçindekilere baktığınızda taurin diye çok tanınmayan belkide daha önce yediğiniz-içtiğiniz hiçbir şeyde rastlamadığınız bir madde. Belki de gördüğünüzde bu tarz içeceklere bağımlılığı arttırcı bir madde olarak düşünmüş olabilirsiniz.
Taurin aslında hiçde aklınıza gelmeyecek bir şey. İlk içtiğiniz şey yani anne sütünde bulunan çok önemli bir amino asit (proteinin temel yapı taşı). Taurin, zihinsel-sinirsel gelişimde ve kandaki su ve tuz oranının ayarlanmasında görevlidir. Temel kaynakları anne sütü, kırmızı et ve balık olmakla birlikte bazı bebek mamalarında ve supleman olarak da bulunabilir.
Enerji içeceklerinde kullanılmasının sebebi ise fiziksel performansı arttırmasından dolayıdır. Enerji içecekleri, içerisinde taurin ile kafeini aynı anda bulunduğundan hem zihinsel hem de fiziksel performansın artmasını sağlayabilmektedir.
Ama tabiki tüketirken çok dikkatli olunmalıdır. Günde 3,000 mg oranında taurin alınabilir. Taurinin fazla alımı böbrek harabiyetine neden olabilmektedir. Enerji içecekleri ayrıca şeker ve kafeinde içerdiğinden fazla alım durumda kalp hızında-tansiyonda artış ve asabiyet, uykusuzluk gibi olumsuz durumlarla karşılaşılabilir.
UNUTMAYIN! Performans arttırıcılardan ziyade sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve düzenli spor sizi her zaman zinde ve güçlü kılar!
Taurin aslında hiçde aklınıza gelmeyecek bir şey. İlk içtiğiniz şey yani anne sütünde bulunan çok önemli bir amino asit (proteinin temel yapı taşı). Taurin, zihinsel-sinirsel gelişimde ve kandaki su ve tuz oranının ayarlanmasında görevlidir. Temel kaynakları anne sütü, kırmızı et ve balık olmakla birlikte bazı bebek mamalarında ve supleman olarak da bulunabilir.
Enerji içeceklerinde kullanılmasının sebebi ise fiziksel performansı arttırmasından dolayıdır. Enerji içecekleri, içerisinde taurin ile kafeini aynı anda bulunduğundan hem zihinsel hem de fiziksel performansın artmasını sağlayabilmektedir.
Ama tabiki tüketirken çok dikkatli olunmalıdır. Günde 3,000 mg oranında taurin alınabilir. Taurinin fazla alımı böbrek harabiyetine neden olabilmektedir. Enerji içecekleri ayrıca şeker ve kafeinde içerdiğinden fazla alım durumda kalp hızında-tansiyonda artış ve asabiyet, uykusuzluk gibi olumsuz durumlarla karşılaşılabilir.
UNUTMAYIN! Performans arttırıcılardan ziyade sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve düzenli spor sizi her zaman zinde ve güçlü kılar!
Etiketler: anne sütü, enerji içecekleri, sağlıklı beslenme, spor 2 yorum
14 Şubat 2010 Pazar
Sevgililer Günü Diyeti Bozma Günü Olmasın?!
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 12:23 14 Şubat 2010 PazarSevgilisi olanlar, olmayanlar... Her iki taraf içinde aynı hissiyatı uyandıran bir gün... Tabiki diyet açısından!
Bir tarafa mutluluğun ve aşkın sarhoşluğu ile çıkılan yemekte kendi kaptırırken, diğer tarafta günün getirdiği hüzün ile kendini çikolatalar içerisinde yüzerken bulabilir...
İnsanız sonuçta zaaflarımız hepimizin var; fakat kararlı bir yola girmişsek neden bu tarz günlerde amaçlarımızı feda edelim ki?!
Sevgilisi olanlar günü şık bir yemek ve gezinti ile geçirecekler eminim. Şartlara göre bu şık yemek lüks bir restoran veya bilindik bir kebapçı veya fast-food zinciri de olabilir.
Diyetteyiz ve o gün sevgiliye ben diyetteyim yemeyeceğim diyemeyiz değil mi??
Restorana gidilecekse, annenizin yemezsen arkadan ağlar sözünü bir kenara bırakın.. Evet o istediğiniz bol soslu karidesi yiyebilirsiniz ama tek bir şartla bir kısmını tabağınızda bırakarak...
Ya da ben o günde illa sağlıklı besleneceğim diyorsanız mutlaka garsona mönüdeki yiyeceklerin içeriklerini sorun, unlu-sütlü ve kremalı soslulardan, deniz ürünlerinden (kabuklular), pilav- makarna eşilikli sunulanlardan kaçının derim...
Kebapçı veya fast food zincirlerine gidilecekse, kebapçılarda bilindiği üzere mönüde çorbada bulunuyor. Ekmek hakkınızı çorba içerek kullanın derim ve ardından özellikle yağsız şekilde pişen külbastı, şiş gibi yiyecekleri tercih edin; sakatat, adana, iskender gibi tereyağı, kuyruk yağı ve kolesterol içeriği yüksek olanları görmezden gelin. Çorba+ 1 parça lavaş ve tavuk şiş + salata harika bir kombine bence :)
Fast- food a gitmenizi önermem ayarlaması pek mümkün değil, fakat mönü olarak değilde parça olarak almanız kalori azaltmasının bir yöntemi. Mayonezsiz hamburger+ ligh içecek + barbekü veya acı sos tercih edilebilir türden. Pizzada ise pek göz doymaz bence en başından pizza seçeneğine tekrar bir göz atın mümkünse vazgeçin eğer illa yiyeceğim diyorsanız sevgili ile 1 orta boy pizza ortaya 1 dilim pizza ise size...

Günün en romatik içeceği ise şarap değil mi? Şarap için şu yazıma bir bakın derim...
Bir tarafa mutluluğun ve aşkın sarhoşluğu ile çıkılan yemekte kendi kaptırırken, diğer tarafta günün getirdiği hüzün ile kendini çikolatalar içerisinde yüzerken bulabilir...İnsanız sonuçta zaaflarımız hepimizin var; fakat kararlı bir yola girmişsek neden bu tarz günlerde amaçlarımızı feda edelim ki?!
Sevgilisi olanlar günü şık bir yemek ve gezinti ile geçirecekler eminim. Şartlara göre bu şık yemek lüks bir restoran veya bilindik bir kebapçı veya fast-food zinciri de olabilir.
Diyetteyiz ve o gün sevgiliye ben diyetteyim yemeyeceğim diyemeyiz değil mi??
Restorana gidilecekse, annenizin yemezsen arkadan ağlar sözünü bir kenara bırakın.. Evet o istediğiniz bol soslu karidesi yiyebilirsiniz ama tek bir şartla bir kısmını tabağınızda bırakarak...
Ya da ben o günde illa sağlıklı besleneceğim diyorsanız mutlaka garsona mönüdeki yiyeceklerin içeriklerini sorun, unlu-sütlü ve kremalı soslulardan, deniz ürünlerinden (kabuklular), pilav- makarna eşilikli sunulanlardan kaçının derim...
Kebapçı veya fast food zincirlerine gidilecekse, kebapçılarda bilindiği üzere mönüde çorbada bulunuyor. Ekmek hakkınızı çorba içerek kullanın derim ve ardından özellikle yağsız şekilde pişen külbastı, şiş gibi yiyecekleri tercih edin; sakatat, adana, iskender gibi tereyağı, kuyruk yağı ve kolesterol içeriği yüksek olanları görmezden gelin. Çorba+ 1 parça lavaş ve tavuk şiş + salata harika bir kombine bence :)
Fast- food a gitmenizi önermem ayarlaması pek mümkün değil, fakat mönü olarak değilde parça olarak almanız kalori azaltmasının bir yöntemi. Mayonezsiz hamburger+ ligh içecek + barbekü veya acı sos tercih edilebilir türden. Pizzada ise pek göz doymaz bence en başından pizza seçeneğine tekrar bir göz atın mümkünse vazgeçin eğer illa yiyeceğim diyorsanız sevgili ile 1 orta boy pizza ortaya 1 dilim pizza ise size...

Günün en romatik içeceği ise şarap değil mi? Şarap için şu yazıma bir bakın derim...
Gelelim sevgilisi olmayanlara en güzeli bugün sinemaya gitmek bence. Evde kalırsanız tvlerin yayın akışı kaynaklı canınız sıkılabilir. Bugün çikolata tüketeceğinize (ki genelde bugünlerde çikolata ve şeker içeriği yüksek besinler istenir) evde kendi tatlınızı yapın. Hem uğraşırken tatlı ihityacınız bastırılacak, hem kafanız dağılacak hem de içeriğini diyet ürünlerden oluşturarak fazla kaloriden de kutrulmuş olacaksınız...
Etiketler: alkollü içecekler, çikolata, sağlıklı beslenme, sevgililer günü, şarap 1 yorum
13 Şubat 2010 Cumartesi
HEYYYYYYY
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 00:17 13 Şubat 2010 Cumartesi
Geri döndüm.
Kısa ama sarısıcı dönemin sonunda...
Uzun bir ara verdim biliyorum, kafamı toparlayabildiğim kadarı ile yeni ve daha fazla bilgimi sizlerle paylaşmaya başlayacağım.
Hım..
Bir de bilindiği üzere tez dönemindeyim. Evet hala bitmedi ama en azından veri toplama kısmını geçtim şu anda yazıyorum.
Herşeyin güzel olması dileği ile...
Özge
Kısa ama sarısıcı dönemin sonunda...
Uzun bir ara verdim biliyorum, kafamı toparlayabildiğim kadarı ile yeni ve daha fazla bilgimi sizlerle paylaşmaya başlayacağım.
Hım..
Bir de bilindiği üzere tez dönemindeyim. Evet hala bitmedi ama en azından veri toplama kısmını geçtim şu anda yazıyorum.
Herşeyin güzel olması dileği ile...
Özge
Etiketler: özge kelebek 1 yorum
6 Ocak 2010 Çarşamba
Tuz Tüketimi Artışı= Felç ve Kalp Krizi Mİ?
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 22:26 6 Ocak 2010 ÇarşambaTuz tüketimi üzerinde yıllardır bir çok çalışma yapılmış ve bu çalışmların büyük bir bölümüde tuzun tansiyonu arttırdığı yönünde görüşler bildirmiş. *Yapılan bir çalışmada günlük tuz tüketiminin 6 g'a kadar azaltılması ile hipertansiyonlu kişilerde 7/2 mmHg oranında, normal bireylerde ise 4/2mmHg oranında tansiyonda azalma saptanmış.
Biz de yapmazmıyız tansiyonumuz düşünce TUZLU ayran!
Batı ülkelerinde tuz tüketim alışkanlığı ortalama günde 10 g iken bu miktar doğuya gittikçe artmakta. Özellikle Doğu Asya'da bu tavan yapmaktadır. Asyalıların soya sosları zaten en meşhur tuzlu sostur değil mi?
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) günde 5 g (bir çay kaşığı kadar) dan fazla tuz tüketilmemesini bildirmiş. Dünya Kalp Fedarasyonu ise dünyada her yıl 3,5 milyon kişinin felçten 17,5 milyon kişinin ise kalp hastalıklardan öldüğünü bildirmiş.
Özellikle hipertansiyonlu kişilerde tuz tüketiminin azalması ile tansiyondan kaynaklanan felç ve kalp hastalıkları riski azalmaktadır.
*Bir grup araştırmacının yaptığı ve literatürü tarayarak topladıkları verilere dayandırarak çıkardıkları sonuçta:
Günde 5 g tuz tüketen kişilerde felç riski %23, kalp hastalıkları riski ise %17 oranında artmaktadır.
Sonuçta ek olarak tuz almak yerine besinlerin içlerinde bulunan doğal tuzu almak, yapay tuzuda Rachael gibi şans için omuzdan atmak sanki iyi bir fikir gibi ne dersiniz?
*çalışma kaynak: medscape
*resim: corbis
Etiketler: Genel bilGiler, hipertansiyon, kalp, kristal tuz, sağlıklı beslenme 2 yorum
2 Ocak 2010 Cumartesi
Hamilelik Döneminde Uzak Durulması Gereken Besinler
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 20:30 2 Ocak 2010 Cumartesi
Hamilelik döneminde hem kendi hemde bebeğinizin sağlığını düşünerek beslenmeniz önemli. Çok masum gözüken besinler belkide hamilelik döneminde sağlığınızı bozabilir.
-Deniz Ürünleri
Deniz ürünleri içerdiği iyot, omega 3 yağ asitleri ve protein ile sağlıklı ve haftada 1 tüketilmesi önerilen besin grubudur. Özellikle omega 3 bebeğinizin beyin ve sinir gelişimi olumlu yönde etkiler.
Fakat deniz ürünlerinin bir özelliğide denizdeki ağır metalleri (civa gibi) bünyelerinde barındırıyor olmalarıdır. Buda bebeğinizin beyin ve sinir gelişimini tam tersi yönde etkiler.
Kılıç balığı, midye, istiridye gibi deniz ürünlerinde yüksek miktarda civa olmaktadır.
Karides, ton balığı, somon, alabalık, levrek gibi balıklar ise tüketilebilir.
- Pişmemiş veya yarı pişmiş et ürünleri
Çiğ veya yarı pişmiş balık, kırmızı et, sosis, salam, sucuk, yumurta, tavuk gibi ürünler içerilerindeki parazit veya bakteriler nedeni ile sağlığınıza zarar verebilirler.
- Pastörize olmayan süt ürünleri
Pastörize olmayan süt ve bundan yapılmış yoğurt ve peynirlerden uzak durunuz.
Özellikle feta, mavi peynir, brie ve camembert türü peynirler pastörize sütten yapılmadığı için uzak durunuz.
-Deniz Ürünleri
Deniz ürünleri içerdiği iyot, omega 3 yağ asitleri ve protein ile sağlıklı ve haftada 1 tüketilmesi önerilen besin grubudur. Özellikle omega 3 bebeğinizin beyin ve sinir gelişimi olumlu yönde etkiler.
Fakat deniz ürünlerinin bir özelliğide denizdeki ağır metalleri (civa gibi) bünyelerinde barındırıyor olmalarıdır. Buda bebeğinizin beyin ve sinir gelişimini tam tersi yönde etkiler.
Kılıç balığı, midye, istiridye gibi deniz ürünlerinde yüksek miktarda civa olmaktadır.
Karides, ton balığı, somon, alabalık, levrek gibi balıklar ise tüketilebilir.
- Pişmemiş veya yarı pişmiş et ürünleri
Çiğ veya yarı pişmiş balık, kırmızı et, sosis, salam, sucuk, yumurta, tavuk gibi ürünler içerilerindeki parazit veya bakteriler nedeni ile sağlığınıza zarar verebilirler.
- Pastörize olmayan süt ürünleri
Pastörize olmayan süt ve bundan yapılmış yoğurt ve peynirlerden uzak durunuz.
Özellikle feta, mavi peynir, brie ve camembert türü peynirler pastörize sütten yapılmadığı için uzak durunuz.
Etiketler: hamilelik döneminde beslenme 4 yorum
2009'da Beslenme ve Diyet
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 20:22
2009 da gelişen beslenme olayları;
- Organik tarım: Yeni pazarla açıldı, 2009 da daha da tanındı.
- Akdeniz diyeti: Aslında uzun zamandır popüler olan bu diyet organik tarım ile daha da popülerleşti.
- GDO: Kısa zaman içerinde herkes GDO uzmanı oldu ama bir balon gibi söndü...
- Antioksidanlar: Anti aging ve hastalıklar ilgiyi bu konya daha da yoğunlaştırdı.
- Bitkiler: Doğal bitki destekleri ile hastalıkları aşmaya ve zayıflamaya çalışmak daha da yaygınlaştı. Bilinçsizlikte gitgide arttı...
2010 da umarım sağlıklı ve bilinçli beslenme trendi hızlanır ve bilgi kirliliğinden de kurtuluruz...
- Organik tarım: Yeni pazarla açıldı, 2009 da daha da tanındı.
- Akdeniz diyeti: Aslında uzun zamandır popüler olan bu diyet organik tarım ile daha da popülerleşti.
- GDO: Kısa zaman içerinde herkes GDO uzmanı oldu ama bir balon gibi söndü...
- Antioksidanlar: Anti aging ve hastalıklar ilgiyi bu konya daha da yoğunlaştırdı.
- Bitkiler: Doğal bitki destekleri ile hastalıkları aşmaya ve zayıflamaya çalışmak daha da yaygınlaştı. Bilinçsizlikte gitgide arttı...
2010 da umarım sağlıklı ve bilinçli beslenme trendi hızlanır ve bilgi kirliliğinden de kurtuluruz...
Etiketler: Genel bilGiler, özge kelebek 0 yorum
Sorular Sorular
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 19:56
Sevgili Sema'nın sorusu,
mrb
ilk yorumu yazdıkta sonra aklıma geldi ama
size danışmak istedim yanlış bir şeyler yapmamak için
ben 24 haftalık hamileyim ve hiç balık yiyemiyorum çok denedim ama yediklerimi çıkarmama sebeb oluyo yani bana faydadan çok zararı var diye düşünüyorum bu yüzden ben de akşamları yatmadan önce bu 4lü şekillerde satılan probiyotik yoğurtlardan bitanesinin içine biraz çay kaşığnın ucuyla keten tohumu koyuyorum (toz olanı) içinde omega3 olduğunu duydum ve bunu yiyorum ama şimdi internette araştırınca keten tohumunun hamilelere önerilmediğini okudum
bir de probiyotik yoğruda katarak o yoğurdun özelliğini bozuyor muyum acaba
probiyotik içeren gıdaları tüketen hamilelerin doğum sonrası daha kolay kilo verdiklerini duydum ve bu yüzden akşamları yoğurt yiyerek yatıyorum bunu yatmadan değil de gün arası tüketsem yatmadan lıght yoğrut mu tüketsem acaba bir arkadaşa verdiğiniz cvpda yağ yakımına lıght yoğurdun yardımcı olabileceğini söylemiştiniz.
teşekkürler şimdiden
Sema Hanım,
Öncelikle keten tohumunu kattığınızda probiyotik yoğurdunuzun özelliği bozulmaz. Mide asidiniz bile probiyotik yoğurdunuzun özelliğini bozamıyorken...
Toz keten tohumu çabuk oksitlenir (ışık ve ısıdan dolayı) ve almak istediğiniz omega 3 ü pek alamazsınız. Çekilmemiş olanı daha sağlıklıdır. Hem omaga 3 hemde posayı beraberinde barındırır.
Literatürde "flaxseed oil prenancy" adı ile herhangi bir kötü etkisi olduğunu görmedim. Balık yağı ile aynı etkiyi hamilelerde gösterdiğine dair çalışmalarda okudum. Ancak bu dönemde doktorunuzla keten tohumunu konuşmanızı öneririm. Doktorunuza da danışın derim. İnternette her yazılan doğru olmayabiliyor.
Aynı omega 3 yağ asidini cevizden de alabilirsiniz.
Emziklilik döneminde kolay kilo vermek diye bir şey yoktur. Bebeğinizi emzirmeniz ve hamilelik döneminde sağlıklı beslenmeni ile ilgilidir.
Yoğurt özellikle light olanı daha az yağ içerdiğinden içerisindeki kalsiyum daha serbesttir. Çünkü yağ kalsiyumu bağlayarak emilimini engellemekte/azaltmaktadır.
Araştırmam normal bireyler üzerinde olduğu için hamilelik döneminde ne olur işe yarar mı çokça bir araştırmak lazım. Ama şu varki kalsiyum bebeğin anneden en çok çektiği mineraldir ve mutlaka yerine konması gerekir. Bu sebeple yarım yağlı süt/yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerini, yeşil yapraklı sebzeleri tüketmenizi öneririm.
mrb
ilk yorumu yazdıkta sonra aklıma geldi ama
size danışmak istedim yanlış bir şeyler yapmamak için
ben 24 haftalık hamileyim ve hiç balık yiyemiyorum çok denedim ama yediklerimi çıkarmama sebeb oluyo yani bana faydadan çok zararı var diye düşünüyorum bu yüzden ben de akşamları yatmadan önce bu 4lü şekillerde satılan probiyotik yoğurtlardan bitanesinin içine biraz çay kaşığnın ucuyla keten tohumu koyuyorum (toz olanı) içinde omega3 olduğunu duydum ve bunu yiyorum ama şimdi internette araştırınca keten tohumunun hamilelere önerilmediğini okudum
bir de probiyotik yoğruda katarak o yoğurdun özelliğini bozuyor muyum acaba
probiyotik içeren gıdaları tüketen hamilelerin doğum sonrası daha kolay kilo verdiklerini duydum ve bu yüzden akşamları yoğurt yiyerek yatıyorum bunu yatmadan değil de gün arası tüketsem yatmadan lıght yoğrut mu tüketsem acaba bir arkadaşa verdiğiniz cvpda yağ yakımına lıght yoğurdun yardımcı olabileceğini söylemiştiniz.
teşekkürler şimdiden
Sema Hanım,
Öncelikle keten tohumunu kattığınızda probiyotik yoğurdunuzun özelliği bozulmaz. Mide asidiniz bile probiyotik yoğurdunuzun özelliğini bozamıyorken...
Toz keten tohumu çabuk oksitlenir (ışık ve ısıdan dolayı) ve almak istediğiniz omega 3 ü pek alamazsınız. Çekilmemiş olanı daha sağlıklıdır. Hem omaga 3 hemde posayı beraberinde barındırır.
Literatürde "flaxseed oil prenancy" adı ile herhangi bir kötü etkisi olduğunu görmedim. Balık yağı ile aynı etkiyi hamilelerde gösterdiğine dair çalışmalarda okudum. Ancak bu dönemde doktorunuzla keten tohumunu konuşmanızı öneririm. Doktorunuza da danışın derim. İnternette her yazılan doğru olmayabiliyor.
Aynı omega 3 yağ asidini cevizden de alabilirsiniz.
Emziklilik döneminde kolay kilo vermek diye bir şey yoktur. Bebeğinizi emzirmeniz ve hamilelik döneminde sağlıklı beslenmeni ile ilgilidir.
Yoğurt özellikle light olanı daha az yağ içerdiğinden içerisindeki kalsiyum daha serbesttir. Çünkü yağ kalsiyumu bağlayarak emilimini engellemekte/azaltmaktadır.
Araştırmam normal bireyler üzerinde olduğu için hamilelik döneminde ne olur işe yarar mı çokça bir araştırmak lazım. Ama şu varki kalsiyum bebeğin anneden en çok çektiği mineraldir ve mutlaka yerine konması gerekir. Bu sebeple yarım yağlı süt/yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerini, yeşil yapraklı sebzeleri tüketmenizi öneririm.
Etiketler: Soru-Cevap 0 yorum
20 Aralık 2009 Pazar
Mim
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 21:36 20 Aralık 2009 Pazar
Hilalland beni mimlemiş :) Hayatımda önemli 5 yer?
- Zonguldak-Devrek, memleketim.
- Ankara, 2. memleketim oldu.
- Efes, 7 kere gittim bir daha yolum düşerse yine giderim.
- Dost kitabevi.
- Anneannemin evi, çocukluğum orda geçti denebilir.
** İsteyen herkes yapabilir :)
- Zonguldak-Devrek, memleketim.
- Ankara, 2. memleketim oldu.
- Efes, 7 kere gittim bir daha yolum düşerse yine giderim.
- Dost kitabevi.
- Anneannemin evi, çocukluğum orda geçti denebilir.
** İsteyen herkes yapabilir :)
Etiketler: mim, özge kelebek 7 yorum
İclal Aydın ile Beslenme Üzerine
posted by dyt.kelebekdiyeti zaman: 21:21
Tez dönemim ve çok yoğun günler geçirdiğim için blogla pek ilgilenemedim kusuruma bakmayın. Size kendimi affettirmek için çok çok güzel bir post hazırladım.Evet. İclal Aydın ile yaptığım ve kendisine beslenme hakkındaki düşüncelerini sorduğum küçük bir röportaj. İclal Aydın'a ilgisi için çok teşekkürler.
Beslenme sizin için ne anlam ifade ediyor? Yemek için mi yaşmak , yaşamak için mi yemek?
Ben zevkle yemek yemeyi sevenlerdenim. Öyle ki beslenmek benim için gerçek anlamda mutluluk. O nedenle yemek için de yaşamak, yaşamak için de yemek:)
Sizi hep oldukça formda görüyoruz. Formunuzu korumada besleneminizin ne gibi bir etkisi oluyor? Nasıl beslenerek formunuzu koruyorsunuz (spor da yapıyor musunuz)?
Herşeyden önce düzenli spor yapıyorum. Bunun yanında yediklerime ve yemek yeme saatlerime çok dikkat ediyorum. Akşam 7'den sonra daha dikkatliyim.
Yaşamınızın parçası kısa süreli diyetler mi yoksa uzun süreli sağlıklı beslenme mi?
Benim yaşamım için her ikisi de. Uzun süreli sağlık beslenmeden yanayım. Ancak bazen bu ölçü özel davetler, tatiller ve hele ki yeni ülkelere gidilmiş ve yeni tadlar keşfedilmiş ise kaçabiliyor. İşte o zaman kısa süreli diyetler devreye giriyor...
Yemek seçer misiniz?
Sağlıklı beslenme son dönemde gdolar ve kimyasallar yüzünden oldukça zorlaştı. Sağlıklı beslenmeye ek olarak organik olan besinlerinde dahil edilmesi gerekmekte bence. Siz organik ürünler ve/veya tarım ile ilgili ne düşünmektesiniz?
Son günlerde tüketicilerin GDO lu ürünler hakkında verdikler bilgi kirliliğiyle ve bu konu uzmanı yetkili ve yetkisiz kişiler de yorum yapıyor özellikle yanlış yönlendirmelerin artması beni oldukça rahtsız ediyor. Bu konuda hem tüketici hem de bir anne olarak oldukça kafam karışık diyebilirim. mümkün olduğunca en sağlıklı yiyecekleri tüketmeye ve çevremi de bu konuda yönlendirmye çalışıyorum...
Blogumu takip edenlere özel bir beslenme mesajınız ya da öneriniz var mı?
Beslenme konusunda öneride bulunmaya çok yetkin görmüyorum kendimi. Ancak sağlıklı beslenme, sigara ve alkol kullanmamanın yaşam süresini uzattığı ve bu konuda herkesin daha bilinçli olmasını tavsiye edebilirim...
Etiketler: iclal aydın, medya, özge kelebek, sağlıklı beslenme 4 yorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
UYARI
Bu blogun içeriği sadece bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup, herhangibir tıbbi teşhis ve tedavi özelliği taşımaz.
UYARI
Yazılarımın içeriğinin değiştilerek ya da değiştirilmeden izinsiz yayınlanamayacağını ya da alıntı yapılamayacağını ve bu uyarıyı dikkate almayanlar için hukuki işlemlerin yapılacağını önemle bildiririm.